17 Ağustos 2016

, ,

The Raven Boys - Maggie Stiefvater | Kitap Yorumu

Kitap Adı: The Raven Boys (The Raven Cycle #1)
Yazar: Maggie Stiefvater
Dili: İngilizce
Sayfa Sayısı: 420
Goodreads Puanı: 4.04
Benim Puanım: 4,5/5
Arka Sayfa;
Every year, Blue Sargent stands next to her clairvoyant mother as the soon-to-be dead walk past. Blue never sees them--until this year, when a boy emerges from the dark and speaks to her.
His name is Gansey, a rich student at Aglionby, the local private school. Blue has a policy of staying away from Aglionby boys. Known as Raven Boys, they can only mean trouble.
But Blue is drawn to Gansey, in a way she can't entirely explain. He is on a quest that has encompassed three other Raven Boys: Adam, the scholarship student who resents the privilege around him; Ronan, the fierce soul whose emotions range from anger to despair; and Noah, the taciturn watcher who notices many things but says very little.
For as long as she can remember, Blue has been warned that she will cause her true love to die. She doesn't believe in true love, and never thought this would be a problem. But as her life becomes caught up in the strange and sinister world of the Raven Boys, she's not so sure anymore.
Kitabı tahmin ettiğimden daha çok beğendim. Beni baya hislere boğan ve bazı satırları daha neler göreceğim diyerek okuduğum bir kitap oldu. Öncelikle ilk defa tam olarak "fantasy" türünde bir kitabı İngilizce okuyacağım için çok heyecanlıydım. Fakat kitabı içime çeke çeke beğendiğim ve okuyabildiğim için çok fena mutluyum. Kitap ne yazık ki çok karışık bir anlatıma sahipti. Özellikle de sürekli geçen bazı terimlerin altında yatan büyük nedeni çok sonradan tam anlamıyla öğreniyor olmamız beni en çok boğan durum oldu. Bana sorarsanız çok kalabalık bir karakter ailesi vardı. Bunun kafa karıştırmasında en büyük neden de isimlerin çok garip olmasıydı. Tamam, Blue zaten baş karakter ve unutulması zor. Fakat Persephone diye tuhaf mı tuhaf bir isim vardı ki kendisinin Maura'nın arkadaşlarından biriydi. Ama tam olarak kesin aklımda tutana kadar Persephone neydi ya diyerek çevirisine baktığım bile oldu. Bu tip tuhaf isimler çok fazlaydı kitapta. Mesela Glendower diye bir isim vardı ki tam olarak yavrucum Gansey bunu size açıklayana kadar Glendower bir kişi mi yoksa bir mekan mı kavrayamıyorsunuz. Bunun dışında yine tuhaf bir isim olan Chainsaw vardı. Yani Stiefvater böyle garip isimleri serpmişti ve akılda tutmak benim açımdan diğer yarıya ulaşıncaya kadar oldukça zordu.
“You are being self-pitying."
"I'm nearly done. You don't have much more of this to bear."
"I like you better this way."
"Crushed and broken," Gansey said. "Just the way women like 'em.”
Kitabın konusuna değinecek olursam da Blue küçüklüğünden beri medyum annesinin söylediği geleceğiyle ilgili, gerçek aşkını öptüğünde o kişinin öleceğini bilerek büyür. Annesi ve yarı halalarıyla beraber tam bir medyum ailesinde yaşamaktadır. Evleri geleceklerini okumaları için sürekli annesine ödeme yapan müşterilerle doludur. Her yıl o sene içerisinde ölecek insanların ruhlarının yürüdüğü St Mark's Eve'e gittiğinde ilk defa o sene içinde ölecek bir ruhla kendisi iletişim kurar. Normalde Blue'nun medyum yetenekleri yoktur, sadece annesinin yanında durduğunda müşterisinin geleceği hakkında daha kesin şeyler görebilmesini sağlar. Annesinin arkadaşı Neeve'ye göre, Blue'nun ilk defa ölecek bir ruhu görmesinin alameti de o kişini Blue sayesinde öleceğidir. Bu durumda tabii ki o ruh Gansey olduğu için, Blue ve Gansey nasıl bir araya gelecek ve öpüşecekler deli gibi merak konusu. Gansey de zengin piçler olarak anılan ve Blue'nun her daim uzak durduğu Aglionby öğrencilerinden biridir. Ayrıca onlara raven boys yani kuzgun oğlanlar da denir.
“My words are unerring tools of destruction, and I’ve come unequipped with the ability to disarm them.”
Raven boyslar gerçekten harikaydı. Her biri ayrı mükemmel, iç yüzlerinde farklı kişiler ve kendilerine ait bambaşka hikayeleri vardı. Aslında ilk kitapta buna çok az şahit olsak da Ronan'ın babası neden ölmüş, aslında önceden Ronan nasıl biriymiş merak etmek zorunda kalıyorsunuz. Ayrıca Ronan aralarında en çatlak kişi diyebilirim. Özellikle de chainsaw adında yavru bir kuzgunu yeni doğmuş bebeği gibi kanatları altına alması ve cinsiyetini "she" olarak belirleyip arada bir onu beslemem gerek demesi beni kahkahaya boğdu. Benim şu anda açık ara favorim Gansey elbette. Gansey'in hikayesi tam bir gizem üzerine kurulu. Glendower denilen hattı bulmak için kafayı yemek üzere ve dostları da ona katılıyor bu karmaşık yolculuğunda. Bu kitap Gansey ve Blue arasında sizi feels'e boğacak türde değildi ne yazık ki. Ama ne zaman ki ikili gelecekte bu öpüşme kısmıyla ilgili sanrı tipi şeyler görseler kitaba yapıştım resmen. Aslında ilk yarıya kadar kitabı bu kadar beğenmemiştim fakat ne zaman  Glendower olayı mantıklı bir hal almaya başladı ve aklımın ucundan geçmeyecek karakterler hakkında çok büyük gerçekler öğrendik ki büyük merakla okumaya başladım. Tabii bir de Adam vardı ama benim için Ronan ve Gansey'den sonra geliyor kendisi. Önce Blue'dan tıpış tıpış uzaklaşırsa gözüme girecek kesin. Son cümle çok fena bitirdi ilk kitabı. Oğlanlardan biri öyle bir cümle kurdu ki aslında bu dediğini altında yatan gerçeği, o rüyaların ona ne yaptırdığını çok merak ediyorum. Kitaptaki dostluk kavramı da mükemmeldi. Aslında her ne kadar birbirlerine sözlü olarak bağlılıklarını dile getirmeseler de özellikle de dörtlüden biri hakkında öğrendiğimiz şok edici bilgi karşısına gösterdikleri tavrın samimiyeti beni baya şaşırttı.
“Gansey had once told Adam that he was afraid most people didn't know how to handle Ronan. What he meant by this was that he was worried that one day someone would fall on Ronan and cut themselves.” 
Ayrıca kitabın dilinden söz edecek olursam gerçekten zor bir anlatımı vardı. Özellikle başta üçüncü şahıs anlatımıyla kitaptaki her karaktere bölüm verilmesini alışmam gerekti. Ayrıca yazar hep böyle kelimelerin farklı anlamlarını kullanmıştı. Çok fazla sözlük kullandım ama çoğu zaman ne zaman sözlükten o kelimenin anlamına baksam bile cümleye tam bir anlam veremedim. Yazarın kalemine alışma sürecim yarıya kadar sürdü. Ama sonrasında sözlük çok nadir kullanarak okudum. Okumak istiyorsanız bu kitaptan önce bol bol İngilizce okumalısınız. Ve kitabı okuduğunuzda da dikkatli bir şekilde spoiler olmayacak şekilde internetten araştırma yapabilirsiniz. Mesele ben okuduğum kısımların ana özetini wikipedia'dan okudum ve çok işime yaradı. Bir bakımdan kitaba daha mantıklı bir bakış açısıyla bakmamı sağladı. Anlayacağınız kitabı çok beğendim. Maggie Stiefvater, Ürperti serisinden sonra kendini çok geliştirmiş. Yazarı türkçe okurken de tuhaf bir anlatım tarzı olduğunu düşünüyordum, İngilizce okuduğumda daha da tuhaf olduğuna şahit oldum. Bu kitap harika bir gizem üzerine kurulu. Karakterlerin asıl yüzleri ne çıkacak, Blue ile Gansey birbirlerinin ölümü olmadan kavuşabilecekler mi ve Ronan'ın manyak kuzgunu Chainsaw aslında belki de ne, büyük merakla sıradaki kitabı okuyacağım.

0 yorum:

Yorum Gönder