12 Ağustos 2016

,

Işıltı Sarayı - Richelle Mead | Kitap Yorumu

Kitap Adı: Işıltı Sarayı
Orijinal Adı: The Glittering Court (The Glittering Court #1)
Yazar: Richelle Mead
Yayınevi: Artemis
Sayfa Sayısı: 510
Goodreads Puanı: 3.43/5
Benim Puanım: 5/5
Arka Sayfa;
“VAMPİR AKADEMİSİ” SERİSİNİN ULUSLARARASI ÇOKSATAR YAZARI Richelle Mead’den tarihi bir atmosferde geçen  baş döndürücü, romantik bir seri.
“Mead bu sürükleyici, heyecan dolu mitolojik fantezide macera, gizem ve romantizmi buluşturuyor.” -VOYA

Tek kelimeyle ba-yıl-dım! Yazarın kalemine, karakterlerine, akıcılığına, ana konuya, sonuna, başına, ortasına her yerine bayıldım. Daha yarıya gelmeden bile okudukça sona yaklaşıyorum diye üzüldüğüm bir kitap oldu. Beni en ufak bir hayal kırıklığına uğratmayıp aksine beklentimin kat kat üstüne çıktı. Tarihi aşk romanlarını ayıla bayıla okuyan biri olarak zaten o zamanlarda geçen ama farklı bir formatta olduğu için ayrı çok beğendim. Adelaide (ki bu asıl adı değil) evlilik çağına gelmiş, durumları yavaş yavaş kötüye giden, anne babasını kaybetmiş çok meşhur bir aileden gelen asil bir genç kızdır. Büyükannesinin ısrarları üzerine sırf durumu iyi olduğu için hoşlanmadığı bir adamla evlenmek durumunda kalır. Ta ki Cedrig bir gün Adelaide'nin yardımcısının ayağına gelip hizmetçi kızı Işıltı Sarayı'na çağırana kadar. Işıltı Sarayı alt tabakadan kızların bir iki sene içerisinde leydi gibi eğitim görüp kendileriyle evlenmek için en çok altın veren kişiye bir nevi satıldığı bir tür eğitim kurumudur. Cedrig de buranın sahibinin oğludur ve ilk defa zor zar babasını ikna edip okulları için yeni kız seçeceğinde Adelaide'nın hizmetçiyle karşı karşıya gelir. Gerisi tahmin edildiği gibi evlilik tufanından kurtulup kendine farklı bir macera arayan Adelaide hizmetçinin yerine Işıltı Sarayı'na girer ve asil olduğunu tek bilen kişi de Cedrig'dir. Adelaide burada derin arkadaşlıklar edinir ve aslında kızların çırpınarak öğrenmeye çalıştığı şeyleri bilmiyormuş gibi davranır. Bu süreç çok kısa sürse de çok eğlenceliydi. Mira ve Tamsin karakterleri özellikle bu durumu daha hevesli okumamı sağladı. Kitapta benim en çok beğendiğim şey açık ara Adelaide'nın büyük değişimi ve harika güçlü karakteriydi. Kuş tüğü yastıklı yatağından aşkı için düştüğü duruma öyle bir sabretti ki hayran kaldım. Aşk demişken ortada imkansız bir aşk vardı elbette.

"Bana kalırsa, asıl kopyacı sizsiniz, Bay Thorn. Sıradan genç kızları bize benzetmeyi iş edinmişsiniz."
İçtenlikle gülümsedi ve ben bunu zoraki kibarlığından çok daha hoş buldum. "Kimseyi size benzetemem," dedi.

Adelaide ve Cedrig'in birliktelikleri mümkün değil çünkü Cedrig hoşlandığı kız için adayları değerlendiriyordu. Kitabı her yönden çok sevdim. O kadar dolu dolu mükemmeldi ki elinizden bırakamıyorsunuz. Oradan oraya zıplatıp yeni konularla başınızı döndürüyor. Her an kitabın gidişatı değişip sizi şaşkınlığa uğratabiliyor. Kitaptaki ana aşk konusuna bayıldım. Cedrig ile Adelaide'nın atışmaları mükemmeldi. Özellikle de aralarındaki arsız konuşmalara çok güldüm. Dostluk kavramı desen bambaşka hoş işlenmişti. Hayatında ilk defa gerçek dostlar edindiği için Adelaide'nın onları elinde tutmayı nasıl bir arzuyla istediğini okuyoruz. Eleştirebileceğim bir şey yok çünkü yazar size böyle bir seçenek bırakmıyor. İkinci kitap Mira'nın ağzından ve çok merak ediyorum. Nisana daha çok var. Kitabı merak ediyorsanız veya yorumumdan sonra merak ediyorsanız istisnasız hemen zıplayın üstüne. İnanın çok eğlenip çok severek okuyacaksınız. Tabii Cedrig'e de aşık olacak olmanız cabası...

2 yorum:

  1. Hiç aklımda yokkken aklıma soktun bu kitabı almayı! :D VA serisini okumaya anca 2 kitap dayanabilmiş biri olarak bile merak ettim ve alınacaklar listeme yazdım yorumun sayesinde :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. VA serisini bu kitaptan sonra çok merak ediyorum aslında :D umarım benim kadar beğenirsin kitabı

      Sil