Neredeyse on gündür buralarda yoktum. Şubat ayında neler yaptığımı yazınca geçen hafta neden hiç girmediğimi de anlayacaksınız. Remember dizisini normalde izlemeye niyetli değildim ama ortak çeviri projesi olduğu için ve 19. bölüm bana ait olduğu için izlemeye başladım. İzlememin asıl sebebi benim sorumluluğumda olan bölümü çevirene kadar diziye adaptasyon sağlamaktı. Böylece geçen hafta pazar gecesi gibi izlemeye başladım ve ilk bölümle dizinin iyi çıkacağını anladım. Öncelikle dizinin kadrosu mükemmeldi. Başrollerden bahsetmiyorum sadece. Oyunculuk konusunda benim beğendiğim asıl başka iki isim mevcut, onlara da değineceğim.
Yoo Seung Ho'yu en son Miss You adlı mükemmel dizide görmüştük ve kendisi askere gitti. Döndüğünde hemen son hızla yapımlara devam etmeye başladı. Remember dizisinin konusu kısaca; Yoo Seung Ho'nun dizideki karakteri olan Seo Woo Bin'in babasının haksız yere hapse girmesi ve Seo Woo Bin'in babasını kurtarmak için avukat olmayı başarıp babasını hapse sokanlardan intikam almasını konu ediniyor. Tabii bir de bu sırada babasının hastalığı olan alzhaimer ile savaşıyor. Dizide geçen baba oğul sahnelerinin dokunaklılığı öyle yoğun ki defalarca kez gözlerim doldu.
Dizide Park Dong Ho karakteriyle önümüze çıkan Park Sung Woong'un oyunculuğuna hayran kaldım. Bu adamın Running Man'e katıldığı bölümü çevirmiştim ve kendisi bana her zaman soğuk nevale itici bir oyuncu gelmişti ama bu diziyle kalbimin tahtına oturdu. Öyle güzeldi ki oyunculuğu sahnelerini tekrar izledim. O dizideki aksanı, gülümseyişi, yüzünde beliren çaresizlik derken hayran kaldım oyunculuğuna.
Kore sektörünü ayakta alkışlıyorum! Siz bu adamı bundan sonra en ponçik karakter yapın dizilerde, bir daha asla soğukkanlı manyak hallerini unutamayacağım. Ya bu adam ne kadar sevimliydi. Gülümsemesi bile sımsıcaktı. Siz bu adamı ne yaptınız bu dizide! O nasıl bir oyunculuktu! İnsan role nasıl bu kadar mükemmel uyup tüm seyircileri kendinden nefret ettirebilir işte kanıtı; Namgung Min! The Girl Who Can Sees Smells dizisinde de ucundan manyak bir karakterdi ama ben böylesini görmedim. Resmen adamın karakterinden değil kendinden bile iğrendim demek isterdim ama dizinin finalinde bu adam beni hüngür hüngür ağlattı. Dizide asıl masumca acı çekenlere ağlamadığım kadar bu adama ağladım.
Dizinin her şeyi mükemmeldi. Konusu, kadrosu, şarkıları! Hele de bir ost parçası vardı ki ne zaman çalsa tüylerim diken diken oldu; buyurunuz. Diziyi izlerken kendimi fena kaptırdım. Böyle harika bir dizide adım geçip bir bölümünü çevirdiğim için kendimi şanslı hissediyorum gerçekten. Ah dostlar! Bu diziyi izlemezseniz çok şey kaybedersiniz. Bir dizide romantizmi unutup sadece drama ve gelişen olaylara odaklanmaya ayrı bayılıyorum. Bu da o dizilerden biriydi. Romantizm ucundan vardı ama olaylar öyle harika işleniyordu ki romantizm izlemeye ihtiyaç duymuyorsunuz! O halde sizi bu mükemmel diziyle baş başa bırakıyorum. Kesinlikle izleyin. Her an dram dolu bir sahneyle karşılaşabilirsiniz. Aman peçetesiz oturmayın başına :)














































