19 Temmuz 2017

,

Çocukluğun Sonu - Arthur C. Clarke | Kitap Yorumu

Kitap Adı: Çocukluğun Sonu
Orijinal Adı: Chilhood's End
Yazar: Arthur C. Clarke
Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 256
Goodreads Puanı: 4,09/5
Benim Puanım: 5/5
Arka Sayfa;
Bilinmeyenin korkusu, geçmişten değil de gelecekten kalma bir hatıra olabilir mi?
1953’te yayımlanan Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke’ın bir bilimkurgu yazarı olarak tanınmasını sağlayan, yirminci yüzyıla damga vuran önemli romanlardan biri. 2015’te televizyona uyarlanarak dizi haline getirilen ve bilimkurgu takipçileri için yeniden gündeme gelen bu eserin gücü, insanlığın geleceğine dair en özgün ve düşündürücü yorumlardan birini sergilemesinde gizli.
Dünya üzerindeki uygarlığımızın kaderini, insan neslinin akıbetini irdeleyen Çocukluğun Sonu, ters köşeye yatıran bir “öteki” anlatısı, farklı bir uzaylı istilası öyküsü, ütopya ve distopya arasındaki ince çizgiye dair, kalın harflerle tarihe geçen bir bilimkurgu klasiği…
Bilimkurgu Klasikleri dizisinden okuduğum ikinci kitap oldu. Açıkçası bilim kurgu türünün bana pek hitap etmediği kanısına varalı çok olmuştu. En azından benim için sürekli okuyacak kadar zevk aldığım bir tür değil. Hem okuması normale göre daha fazla vaktimi alıyor hem de işin içinden çıkmak zor oluyor. Bundan önce sadece tam anlamıyla bilim kurgu olan iki tane kitap okudum. Bu kitapla beraber bu türde daha çok okuyup okumayacağıma karar verecektim. İlk elli sayfasını anlayabilmek için baya dikkatli okusam da elimden bırakmamak için çok direndim. Kitaba odaklanmamı en çok zorlayan kısım Karellen'in ne olduğunu bir türlü anlayamam ve Hükümdar kavramına mana yükleyemem oldu. Ne zaman ki Karellen'in kim olduğu anlaşıldı; o zaman kitabı da elimden bırakmadan sürükleyici bir şekilde okuyabildim.
Kitabın ilerisinde Karellen'in ırkının dünya üzerinde söz almasının ardından yüz senenin geçmesinden sonrasını okuyoruz. İlk takıldığım kısım geçen yüzyılın ardından değişen dünyanın özellikleriydi. Tüm dünyada İngilizce bilmeyen tek bir kişinin bile kalmamış olması ihtimaline çok fazla gerçeklik sığdıramadım. Ama elbette Karellen'in türünün bunda nasıl bir etkisi olduğu belli oluyor. Bir de dinlerin tamamen ortadan kalkması da pek ihtimale sığdıramadığım diğer kısım oldu. Demek istediğim benim tahminimce bu ikisinin dünyada ne olursa olsun meydana gelmesi bana göre mümkün görünmüyor. George ve Jean'in katıldığı partide yaşananların devamıyla birlikte geri kalan tüm sayfaları merakla çevirdim. Böyle olunca yarıdan sonrasını daha büyük bir heyecanla okudum. Üçüncü kısım olan "Son Nesil" başlığının ardından okuduklarımız zaten insanın tüylerini diken diken ediyor. Bilim kurguya olan bakış açımı değiştirip, bu türde daha çok okumam gerektiğini en azından benim için kanıtlayan distopik bir roman oldu.
Distopya türüne hitap eden günümüz serilerinden daha etkileyici, çarpıcı ve daha akılda kalıcı bir konusu vardı kesinlikle. Gerçekten çok beğendim ve dilinde başlarda zorlansam da sonrasında merak hissi sayesinde elimden bırakmadan okudum. Okuması biraz ağır olsa da buna gerçekten değdi. Öncesinde bu türde kitaplardaki okuduğum eksiklik hissini bu kitapta yaşamadım. Size de okumanızı kesinlikle öneririm. Bundan sonra daha çok bilimkurgu klasikleri yorumlamam dileğiyle..

1 yorum:

  1. İthaki'den çıkan bilimkurgu klasiklerinin kapaklarına bayılıyorum. Benim de elimde iki kitabı var ama daha başlayamadım bir türlü. Bu kitap da oldukça farklı gibi ^^

    YanıtlaSil