5 Aralık 2016

Kasımda Neler Yapıyorum?

Kasım ayı tahmin ettiğim şekilde geliştiği için öldürücü bir yorgunlukla birlikte gelen mükemmel bir dört haftaydı benim için. Öncelikle ayın başı her zamanki gibi geçti. Dikiş ve stilistlik derslerime koşturup durdum. Bu ay dikiş derslerim aşırı verimli geçti. Şöyle özetlemem gerekirse; önce dikiş derslerimi çok önemsemedim ve itiraf ediyorum hocayı çok dikkatli dinlemedim. Fakat özellikle bu ayın son haftalarında her şeyi pür dikkatle dinledim ve yapmaya çalıştım. Aklım kitap ve telefonda olunca verimli olamadığımı gayet iyi anladım. Zaten artık dikiş derslerime pek yanımda kitap getirmiyorum çünkü bir saatlik aramda bile bir şeyleri yetiştirmeye çalışıyorum. Teneffüslerde bile sürekli elim dolu oluyor. Ve aşırı dolu ve yorucu bir ders. Sürekli bir şeyleri kesiyorum, dikiyorum ve uğraşıyorum. Çoğunlukla yanlış dinlediysem söküp tekrar dikiyorum derken saat üçe geldiği zaman boyun ve sırt ağrım başlıyor hafiften.
Eve geldiğimde de yorgun oluyorum. Stilistlik derslerim bu kadar pür dikkat geçmiyor ama dikiş derslerime ne kadar daha çok odaklanırsam; o kadar hızlı kendi gardolabımı doldurmaya başlayabilirim. Hatta bu hafta sonu kendime taba kumaştan kloş etek dikmeyi düşünüyorum. Sonra da kız kardeşime kalem etek dikmek aklımda var. Şuanda dikiş derslerinde üst bedene çalışıyoruz ve yorucu olduğu kadar da eğlenceli. Her şey çok detaylı ve en ufak bir paya bile dikkat etmem gerekiyor ama sürekli yeni şeyler öğrendiğim için ayrı mutluyum. Stilistlik kursumu bu ay iki gün ekmek zorunda kaldım. Onun dışında stilistlik kursumda guaj boyayla yaptıklarımız harikaydı ama yüz çizimleri, özellikle de göz ve yüz hatlarına dair detaylı çizimlerde harikalığımı vurgulayamacağım. Dikişe verdiğim özeni biraz da stilistlik kursum hak ediyor bu sıralar.
Kız kardeşim Zeynep'le takılmayı ayrı sevdiğim için bu ay onunla bi akşam üstü Sultanhamet'e gittik. Edebiyat Kıraathanesi'nde harika bir tatlı yedik ve ne yazık ki tüm içeceklere zam gelmiş. Buna epey öfkelendim. Oradan sonra Starbucks'da kahve içtik ve ben Diana Ganaldon'la ilgili detaylı bir yazı yazarken kız kardeşim de tablette takıldı. Sonra İngilizce sınavı için alıştırma yaptık. İngilizcesi pek iyi değil ama şimdiden hafızasına bir şeyler kazımak için kısa cümlelerle anlamadığı halde onunla konuştuğum oluyor.
Önceki yazıları okuduysanız biricik en yakın dostum Beyza evlenmişti. Sonunda Lena'da buluşup hasret giderdik. Kasım ayı Tüyap haricinde benim için bu kadardı diyebilirim. Tüyap'ta çalışıp çalışmayacağım biraz geç belli oldu ama sonunda Pegasus standında çalışmaya başladım. Fuar mükemmeldi. Hala hatırladıkça içime büyük bir özlem sarıyor. Öldürücü bir yorgunluktu ama her gün oradaki muhabbeti düşünmek bile içimi hevesle dolduruyordu. Fuar boyunca hiç kitap almamayı düşünüyordum ama elbette öyle olmadı. Sekiz gün boyunca sabahtan akşama kadar fuarda olunca hiç ilgimi çekmeyen kitaplara bile atılarak toplamda otuz kadar kitap aldım. Fuara biraz detaylı değinmek istiyorum. Öncelikle cumartesi günü en çok insanla tanıştığım gün oldu. Londrakitapçısı, salihathereader, kitapciikiz, tributebooks, gladerbooks, lumostowords, kitaplarvesözleri, tatlıkitapcanavari ile cumartesi günü görüşebildim. Everherneyse "Gonca" ile de görüşebildik ama fotoğraf çekilmeyi unuttuk resmen. Sena (kitaplarvesözleri) ile fuarda istediğim gibi bir sohbet edemedik ve bana dert oldu. Önümüzdeki hafta görüşeceğiz inşallah :)
Tabii yanıma gelip fotoğraf çekinen o kadar çok kişi oldu ki nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Karşıma geçip biri bana gülümsediği zaman anında anlayıp muhabbete girdim. Sekiz gün boyunca deli gibi kitap özeti geçip, kitap önerisinde bulundum. Ben bir kitabın konusunu özet geçerken başka biri gelip çaktırmadan bizi dinleyip "ben de aynısından alıyorum" dediğinde çok sevindim elbette. Cumartesi günü 10. salondaki Pegasus standındaydım ve eve döndüğümde gerçekten beynim zonkluyordu. Sekiz gün boyunca en çok o gün yoruldum. Topuklu bot giymiştim ve eve varana kadar mükemmel bir baş ağrısı çektim. Sanırım cumartesi günü yedi saat kadar uyuyup harika bir rekor kırdım.
Benim asıl çalışmak istediğim stant kesinlikle üçüncü salondakiydi ve şans eseri o salonda hem de en çok sevdiğim kitapların önüne dikilerek çalışmaya başladım. O gün elbette ejderinkütüphanesi ile tanıştık ve beraber profilimi inceleyip kitaplar hakkında konuşurken bir anda Acomaf okuduğunu söyledi ve o anda sohbet çok ağır bir fangirllük ağına bağlandı. Üçüncü salondaki stanttaki herkes harikaydı. Hatta daha önce arkadaş olduklarını sandım, meğerse tüyapta tanışmışlar. Pazar günü de yanıma gelip bir sürü fotoğraf çekinen oldu ve elbette kısa bile olsa herkesle kitap muhabbeti yapmaya çalıştım.
Haftaiçi diğer günler de çok güzeldi. Bir sürü farklı kitaplar içeren alışveriş listesi çıkardım ve arada yayınevi stantlarını gezme fırsatı buldum. Elbette Pegasus'a dair çıkan tüm kitapları konusuyla beraber detaylıca inceleme şansı edindim. Haftaiçi de thewalkingbook, whovianbooklover, kitapsarayii, franzbooks, sleepyreader ile tanışabildik. Ve sonunda o gün ithakiye kaçıp tardisneokuyor Aysu ile ufak da olsa muhabbet edebildik. Ayrıca yanıma hangi gün geldiklerini hatırlamıyorum ama kitapokurken,vanilyalımum ve meand.mybooks ile fotoğraf çekildim, azıcık da sohbet ettik. Üçü de birbirinden tatlıydı ve gerçekten birbirlerine kardeş olsalar bu kadar benzerlerdi. Pazar günü de tontonunkitapligi ile baya sohbet ettik ve onu görebildiğime çok sevindim. Tabii unutmadan bibliyofilbaykus "Ayşin" ile tanışabildik ve onunla tanıştığıma ayrı çok sevindim. En yakın zamanda görüşeceğiz, henüz bir türlü kısmet olmadı.
Tüyap yazımın sonunu da fuar boyunca en sık görüştüğüm insanlara adıyorum. Öncelikle tanıştığımıza daha ne kadar sevineceğimizi bilemediğim Sinem'la tekrar umarım bir fuarda çalışma fırsatı yakalarım. @sonkahvebukucu "Ahmet" ile de fuarda tanışabildik ve kitap okuma hızımla ilgili az daha beni dövecekti. İkimiz yan yana geldiğinde ortaya kahkaha atılası bir abestlik çıkıyor, o yüzden pek yanında dikilmeyi tercih etmiyorum. Ahmet'in ablası ayrı harikaydı. Sibeli Aylin, Ayça ve Esra'ya kucak dolusu öpücükler atıyorummm. Fuar son dakikasına kadar çok güzeldi. Bana çok samimi insanlar kattı ve her birisiyle normal hayatta da görüşmek için sabırsızlanıyorum.
Evet, fuar bitti ve ben yorgunluktan bitik haldeydim. O tempolu sekiz günden sonra pazartesi günü derse gittiğimde dokunsan uyuyacak durumdaydım. Ayrıca fuar boyunca nezle olduğum için ayrı bir öfkeli ruh halim vardı. O yüzden perşembe günü ders olmayacağını öğrenince aşırı mutlu oldum. Perşembe günü de Bronz Atlı'yı bitirip yorumladığım gibi uzun zamandır yapmak istediğim bir alışveriş yaptım. Vee cumartesi günü de fuarda görüşemediğimiz için gerçekten çok üzüldüğüm @postityorumlar ile buluştuk. O kadar güzeldi ki keşke tüm gün oturabilseydik. Bana hediye ettiği kitapları görünce şok oldum, bu kadar değerli kitapları bana hediye ettiği için öyle mutlu oldum ki..
Ayın son pazar günü de babam sağ olsun beni Hacı Bektaş Kütüphanesi'ne götürüp Güz Davulları'nı geri verip Ateşin Çağrısı'nın iki kısmını aldım. Umarım bir daha ki ayın sonunda beni tekrardan kütüphaneye götürür. Bu sırada bizim her seneki Armutlu İhlas Tatil Köyü'ndeki devre mülkümüzün süresi başladı. Fuar ve kız kardeşimin okulu yüzünden ilk hafta gidemedik. İkinci hafta da ancak hafta içi birkaç gün gidebilecektik, o yüzden salı günü gitmeye niyetlendik. Hem annem hem de küçük kız kardeşim gelecekti. Ama geçen hafta hava o kadar yağmurlu ve fırtınalıydı ki feribot seferleri tahmin edildiği gibi iptal oldu. Ardından çarşambaya da bilet aldık ama cumartesi günü dönmek zorunda olduğumuz için çarşamba da iptal olsaydı gitmeyecektik. Ve elbette çarşamba da iptal oldu, biz de arabalı feribot ile Yalova'ya geçtik. Oradan da bir buçuk saat otobüsle Armutlu'ya gittik. Tabii otobüsü beş dakikayla kaçırıp üç saat beklediğimize de ufacık değineyim. Açıkçası ben de şaşkınım çünkü annemle babam dört kız Yalova'ya gitmemize hiçbir şey demedi.  Sağ salim vardık ve ben orada böyle soğuk görmemiştim. Aslında gittiğime pişman oldum çünkü on senedir her yıl gittiğimiz için ve kışları aşırı sıkıcı bir yer olduğu için yine patladım. Bu sene kesinlikle son gidişimdi (seneye göreceğiz.) Sabahtan akşama kadar çoğunlukla evde takılıp kitap okudum, o bakımdan harikaydı ve sonunda uykumu alabildim. Bunun dışında kuzenlerimle sürekli eğlenmemiz dışında pek harika değildi. Cumartesi günü direk tatil köyünden kalkan sefer iptal olmadı ve sonunda İstanbul'a varabildik.
Aralık ayında bolca arkadaşlarımla görüşmeyi, artık kendime etek dikmeye başlamaya, aklımdaki Asya dizilerini izlemeye ve tabii ki aralık kitap listemi bitirmeye çalışacağım. Step'e ya da ehliyet için kursa yazılabilirim ama umarım çok fazla zamanımı almazlar. Kasım ayında okuduğum kitapların fotoğrafını aşağıya bırakıyorum. Bir daha ki ayın özetiyle görüşmek üzere!










11 yorum:

  1. Kasım ayı senin için dopdolu geçmiş. Bizim evde annem dikiş kursuna gidiyor, ve her seferinde provalar için beni model olarak kullanıyor. Hayli yorucu iş. Yalnız yazında en çok dikkatimi çeken buluşmalar oldu. Ve elimden geldiğice de nickini yazıdığın herkesin blogunu bulmaya çalıştım. Genshiken'in ardından hep bir fuar deneyimim olsun istemişimdir, fakat fuarda gezmek değil, senin gibi stadlarda durup yardımcı olmak. Lakin işin yoruculuğunu hiç düşünmediğimden ve yazında da okuduğum gibi, 'Riv, sana on dakika veriyorum. On dakika sonra beyaz bayrağı çekersin sen' dedim. Bu sebeple azmini selamlıyorum Betül. :D
    Keyifli zaman geçirmene sevindim. Dilerim buluşamadığın ve görüşmek istediğin arkadaşlarla da tanışırsın. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel dileklerin için :) Dediğim gibi fuar muazzam eğlenceli ve muazzam sabır gerektiren yorucu bir işti. Ama tanıştığım insanları düşününce o yorgunluk da zamanla tüğ olup kalktı. Dikiş konusunda model olmak da oldukça sıkıcı ama diktiğin bir şeyi o modele giydirip incelemek kadar da heyecanlı bir şey yok :)

      Sil
  2. Gerçekten dolu dolu bir ay olmuş. Eğer uygun zamanım olsaydı fuarda ben de çalışmak isterdim. Eminim çok güzel bir tecrübe olurdu.

    Bu arada hafta sonu İstanbul'a gezmeye gittik ve Edebiyat Kıraathanesi'nde tatlı yedik. Şimdi yazıda oranın fotoğrafını görünce gülümsedim :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Edebiyat Kıraathanesi sultanahmette tartışmasız en sevdiğim yer ve gitgide fiyatları uçuklaşıyor ne yazıkki. Umarım önümüzdeki fuarlarda az bile olsa çalışma imkanı yakalarsın :)

      Sil
  3. bende oldukça büyük olmana rağmen çok kıskanıyorum şu kitap okuma sayılarını ben çok severim kitap okumayı ama senin gibi okuyamıyorum. bununla ilgili bir yazın var biliyorum ama nedense kitaplardan hemen sıkılıp atıyorum , ne tavsiye edersin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla sabredip okumaktan başka çaren yok :)

      Sil
  4. Bu kadar dopdolu yaşayıp, yoğunluğunun arasında bissürüü kitap okuyabilmene 'helal olsun' diyor ve seni, mimlendiğin son yazıma davet ediyorum Betül :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ediyorum gözdecimmm. En kısa sürede ben de mime katılacağım öpüyorumm

      Sil