14 Ocak 2015

Bu Betül "gene" ne yapıyor?

Asıl bu Betül bu saatte ne yapıyor? Evet, ne yazık ki küçüklüğümden beri nefret ettiğim bir şeyin tadının sonradan farkına vardım. Öğlenliği uyumak denen şey ve ben hiç bütünleşmiyorduk. Ama son zamanlarda ne zaman vakit bulsam iki saatçik bile uyumaya çalışıyorum. Pazartesi salı çarşamba günleri hafif çaplı bir kabus benim için. Oradan oraya koşturup derslere katılmakla geçiyor. Sonraki günler özgürüm. Başta sadece pazartesi salı çarşambanın yorgunluğunu atmak için uyuyordum ama sonra alıştım ve hafta içi geceleri uyumaz oldum. Bu durum biraz rahatsız edici olmaya başladı. 2 olmadan uyuyamıyorum.

Konumuz uyku değil aslında. Gene bir şeyler karalamaya başladım. Aynı iki sene evvel yaptığım yarıda bıraktıklarım gibi. Bu sefer aynısını yapmak istemiyorum. Kendi hayatımdan esinlenip bir şeyler uydurdum kafamda. Gerçekten hayal gücüm koskocaman olmalı. Oturduğum yerde aklıma gelen en ufak şeyle kocaman bir senaryo yazabiliyorum. Gene yazdım bir tane. İlk defa bu kadar heyecanlıyım bu konuda. İlk defa olmasa da bu sefer gerçekten bitirmek son sayfasını görmek istiyorum. Fakat kendime güvenim yok. Ben bu kendimi çok iyi tanırım. Biri bitmeden başka bir senaryo kurarım ve heveslenip ona başlarım. Bu sefer bunu yapmamaya kararlıyım. Bitirip ne olacağını görmek istiyorum.

Bir başka kendimle ilgili bir konu. Günlerim gitgide sıradanlaşıyor. İki haftadan fazla rutin bir şekilde bu bilgisayarın başında bu saatlere kadar aynı yerde oturuyorum. Artık önceki gün ne yapmıştım diye kendimi zorlamama gerek kalmıyor. Bu yüzden biraz değişiklik istiyorum. Biraz kitap okumak bana iyi gelir diye düşünüyorum. Hem de yazacağım hikaye hakkında daha da kelime hazinemi geliştirmiş olurum. Kitaplar konusunda da kendimde sevmediğim bir huyum var. Kitaplarda öncelerde bazı satırları şimdilerde uzun uzun paragrafları atlar oldum. Kitap okunurken atlanır mı yahu? Nedir bendeki bu acele? Filmde de desen aynısı, hep elimde mouseda.

Film demişken bu hafta başından beri yani pazar gecesinden beri Japon filmlerine sardım. Şimdiye kadar üç tane izleyebildim. Güya iki günde sekiz tane falan izlerim sanmıştım ama hafta başı gerçekten çok yoğun oluyorum. Japon filmlerindeki karakterler her ne kadar bana şımarık gelse de filmlerin çekildiği ortamlar ve filmin sadeliği hoşuma gidiyor.

Yoksa yoksa? Tumblr gülü mü oluyorum gene? Geçen gün bir baktım da Tumblr'da ne kadar takipçim varmış öyle. Yarısını bile takip etmiyormuşum. Kendi kendime, popi olduğum tek yer orasıydı herhalde dedim. Sonra geçen senelerden sevdiğim bir şarkıyı açtım ve dashboard'da gezinmeye başladım. Bir de ne göreyim? Aynı o eski zamanların tadı damağımda. Nasıl hoş bir histi. Özlemişim bu siteyi, dedim kendi kendime.

Evet, evet. Bitmek üzere. Son olarak geçen cumartesi cheescake yaptım. Ödüm kopuyordu bir şey eksik olacak diye. Bizim evdekiler kötüyse kötü der. Benim de moralim bir güzel bozulur, tek dilim yemem. Onlarda kötü dedikleri şeyi yavaş yavaş yerler. Değişik bir sistem. Her neyse ilk deneyimim olmasına rağmen gerçekten çok güzel iş çıkardım. Burada tarifini vermek isterdim ama yapım aşamalarını çekmedim. Tekrar yaparsam detaylıca anlatmak isterim. Sadece annemin gözüne fazla malzemesi kaçtı. Sabah labne peyniri aldırdıktan sonra bir de bir paket kremayı malzemeye bocaladığımı görünce şaşırdı. Hatta tarif defterimde cheescake'in malzemeleri en çok uzayan liste oldu.

Evet, bu kadar işte. Bu yazım da "gene" başlıklıydı. Ne kadar çok kullandım fark etmediniz mi? Umarım şu hikayem hakkında tekrar bir şeyler yazarım buraya. Bir de bugünlerde beni heyecanlandıran bir şey... ha evet! Cumartesi kız kardeşimin doğum günü. Bir sürü şey hazırlayabileceğim. Evet, mutfağa girmek beni bu kadar çok mutlu ediyor :)

Betül Tosun

Continue reading Bu Betül "gene" ne yapıyor?

9 Ocak 2015

Oreolu Capcake Tarifi

Tariften önce 2015 yılına girmekle içimi hem bir hüzün hem de mutluluk kapladı. 2014 yılım o kadar kötü geçmişti ki yarısını çöpe atmak istiyorum diyebilirim. Geçen gün arkadaşımla ani bir kararla Sultanahmete gittik, o gün ilk defa telefonumdan tarihe baktım. 2015 yazdığını görünce bir garip oldum. 2010 daha dün gibi aklımda, ne zaman kocaman beş seneyi atlattım diye daldım düşüncelere. Demem o ki bu senemi daha değerli kılmaya çalışacağım ve biraz daha lüzumsuz işlerden
 uzak durmaya çalışacağım. 

Ve şimdi tarife gelince... Gene yakın bir arkadaşımın doğum günüydü. Geçen seferki gibi bir cupcake yapayım dedim ne de olsa hep güzel tepkiler alıyor. Bu kekin malzemesi geçen kasım ayında yazdığım "bir kaç harika kek tarifi" yazımdaki oreolu kakaolu kekten pek bir farkı yok. Sadece biraz daha az malzeme kullanmaya çalıştım.

Malzemeler;
3 yumurta +1 yumurta sarısı
1 su bardağından iki parmak eksik şeker
100 gram tereyağ
80 gram bitter çikolata
2 çay kaşığı kabartma tozu
1 paket vanilya
1 çay bardağı elenmiş un
2 yemek kaşığı kakao
Üzeri için ve içi için;
Şayet bulabilirseniz Oreo yada etinin negro bisküvisi

Kreması için;
Bir paket kakaolu krem şanti
Bir bardak süt

Öncelikle tereyağı eritiyoruz. Sonra içine bitter çikolatalı kırıyoruz. Eriyene kadar karıştırıyoruz. Diğer yardan çırpma kabına yumurtaları ve şekeri ekleyip mikserle köpürene kadar çırpıyoruz. Ardından tereyağla erittiğimiz çikolatayı, vanilyayı, kakaoyu ve unu ekleyip karıştırmaya devam ediyoruz. Mikserle karıştırma işi bittikten sonra büskiveden dört tanesini minik parçalara kırıp kek malzemesinin içine atıyoruz. Son olarak kaşıkla karıştırıp dolduracağımız cupcakelere malzemeyi koymaya başlıyoruz. Yarısından fazlasını dolduruyoruz çünkü fazla kabarmaları gerekiyor. Önceden ısıttığımız fırında 150 dereceye koyarak 30-40 dakika pişiriyoruz. Fırından fırına pişme hızı değişebilir. Kontrol etmekte fayda var. 
Cupcakeler pişerken krem şantiyi hazır ediyoruz. Cupcakeler piştikten sonra soğumaları için yirmi dakika falan bekletiyoruz. İsterseniz daha hızlı balkonda da soğuyabilirler. Cupcaklerin üst kaba kısmını dikkatle kesiyoruz ve krem şantiyi üzerine sıkıyoruz. Son olarak üzerlerine bisküviyi minik parçalara ayırıp serpiyoruz. 
O her şeye burun kıvıran kardeşim bile keki çok güzel olmuş dedi. Sanırım bu gidişli Mutfakta Beter Anlar Part 2 biraz geç gelecek çünkü bu sıralar pek hata yapmıyorum. Arkadaşımda hediyesini çok beğendi, tabii bununla yetinmedim bir de eldiven aldım ona. Meğer onun da aklında yeni eldiven varmış, vesile oldu.
Bunlarda o günden attığım snapler;


Yakın zamanlar kimsenin doğum günü yok :( Ama küçük kız kardeşimin doğum gününü kutlayacağız, inşAllah tüm tatlılar benden olacak. Yarın umarım limonlu cheescake deneyeceğim, hem de ilk defa! Baya mutluyum şimdiden :) Bir de boğazlarım çok fena şişti, sesim içime kaçtı diye dalga geçiyorum kendimle hehe 

Betül Tosun
Continue reading Oreolu Capcake Tarifi

1 Ocak 2015

,

Surplus Princess (2014) | Dizi Yorumu


Uzun zamandır kore dizilerine bakmıyordum. En sonunda Blade Man'i finalliyeyim derken bir kaç dizi depoladım. Surplus Princess'i izlemek istiyordum güncel olarak ama haftada bir bölüm yayınlanıyordu onu mu bekleyeceğim dedim. Diziyi dün gece bir oturuşta bitirdim, zaten 10 bölümdü. Bu kadar komik bu kadar iyi olur hiç sanmamıştım. Gerçekten kahkahalarla izledim, çok iyiydi. 

Başroldeki kızımız Jo Bo Ah denizkızı Ha Ni'yi canlandırıyor. 
Kendisini daha önce Shut up flower boy band dizisinde izlemiştim ve dizini yarısını onu Sulli sanarak izlemiştim. Ama gerçekten çok benziyorlar. Bu karakter tam bir çatlak beni koparttı cidden. Bu kıza karşı ön yargım vardı ama geçti gitti, çok sevimli içten bir oyunculuğu var.
İşte istenmeyen başrol On Joo Wan da Hyun Myung karakterini canlandırıyor. 
Ben bu çocuğu niye bu kadar geç keşfettim? Bir çok dizisini izlemişim ama farkına bile varmamışım. Çok sempatik bir oyuncu, gülünce gözleri görünmüyor resmen.
Ve bir yanrol krizi. Karizmasına hayran Song Jae Rim! 
Yemek şefi Shi Kyung rolünü canlandırıyor. Tipik yan rol erkekten farklı biraz. Beğendim, çova!


Dizinin konusu da kızımız yemek şefi Shi Kyung'a tutuluyor ve onu gerçekten sevdiğini sanıyor. Fakat kendisi bir deniz kızı! Shi Kyung'un gerçekten kendine aşık olduğunu ıspatlamak için tam 100 günü var. Böyle işte.
Klişe kore dizilerden farklı çok eğlenceli bir yapımdı. Bazı sahneleri kondurayım.
Mesela burada nasıl kahkaha attım, başrol gerçekten çok komikti.



Ay bi de bu çift çok tatlıydı, çok güldürdüler beni.

Bu sahne ahahahahah

Dizideki herkes ayrı çatlak

Bi de baya popüler dizilerin ostlerini bazı sahnelerde kullanmışlar, onlar ayrı komediydi.

İzleyecek herkese iyi seyirler dilerim. Fakat dizi reyting sıkıntısı yüzünden 16 bölümden 10 bölüme düşürülmüş. Bu yüzden final sahnesi pek tatmin edici olmadı. Gene de izlemeye değer!

Betül Tosun
Continue reading Surplus Princess (2014) | Dizi Yorumu

28 Aralık 2014

,

12 Years Slave (12 Yıllık Esaret) | Film Yorumu

Filmi izlemeden önce bu yazım kesin pişmanlığım hakkında olur demiştim ama durumlar değişti. Filmi izlemeyi uzun zamandır izliyordum fakat bu ben... Her zaman romantik komedi tipi filmleri önce izlerim en sona böyle filmleri bırakırım. Pişmanlık konusuna en son deneyeceğim.

Filmin konusu Solon Norhup'un 12 yıl boyunca kaçırılarak köle yapılmasını ve geçirdiği kölelik yıllarını anlatıyor. Filmin başrol karakteri Solomon Northup'un gerçek hikayesinden alıntı bir film.
Bu sene en iyi film ve en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında Oscar kazanmıştı. 
Kölelik hayatının ne kadar zor olduğunu ve zencilerin ne kadar küçük görüldüğünü anlatan bir film. 
Irkçılık konulu filmleri çok beğenerek izlerim. Örneğin; American Historia X, The Help, Malcolm X gibi filmler, bunlar aklıma gelenler sadece. Hatta daha bu tip konulu filmleri çok izlemek istiyorum. 

Film güzel mi? Evet. Ama bir eksiklik var. Beni o kadar benden alan, çok dokunaklı bir sahne bulamadım. Sadece bir sahnede gözlerim çok doldu. Bunu dememe rağmen güzel ilerleyen sıkmayan bir film. Fakat film bittiğinde bu kadar mıydı? dedirtti bana. Sanırım beklentim daha yüksekti. Bu yüzden bu yazımda filmi geciktirdiğime dair pişmanlığımı anlatacağımı sanmıştım ama öyle olmadı. Filmi de annemle izledik. O da kızdı bana, bana niye böyle şeyler izletiyorsun diye? Biraz ağır sahneleri vardı, yani acımasız sahneler.
Böyle işte, fakat gene de favorilerime girdi. Güzel vakit geçirdim izlerken ama bir boşluk vardı tekrar belirteyim. Ayrıca filmin kadrosu gerçekten harikaydı.
İyi seyirler dilerim.
Betül Tosun
Continue reading 12 Years Slave (12 Yıllık Esaret) | Film Yorumu
,

Camp X-Ray | Film Yorumu


Geçen haftalarda izlediğim anlamlı bir filmi önereceğim. Kristen Stewart'ın başrolünde oynadığı Amerikan yapımı bir film. Youtube da gezinirken fragmanına rastladım. Daha vizyona girmesine vardır dedim meğer çoktan altyazısı çıkmış. Hemen izlemeye koyuldum, sadece fragmanı güzel bir film olduğuna inandırdı beni.

Başroldeki Peyman Moaadi o kadar sempatik bir adamki çok hoşuma gitti oyunculuğu. Filmde bir grup müslümanı 12 eylül olayını yaptıklarına dair delillerle hapiste tutuyorlar. Bu kızımız da oraya gönderiliyor. Ali Amir ise kızımızla ikidebir konuşmaya çalışıyor. Fakat kızımız görevinden dolayı ona pek yüz vermiyor. Fakat zamanla Ali Amir kızın sempatisini kazanıyor. Tabii ordudaki diğer kişilerde bunun farkına varıyor.

Film o kadar anlamlı ki, baştan anlıyorsunuz sonunda canınız yanacak diye. Ufak ufak ipucuları baştan veriliyor. Ben çok beğendim sonunda da bir güzel ağladım. Fakat filmi ailenizle izlemeyin birkaç rahatsız edici sahne mevcut. İmdb puanı da 7'nin üzerinde. Bir kaç sahne kondurayım.
"You are asking me why do I want to die, but you don’t see that I’m not even living."
"Bana neden ölmek istediğimi soruyorsun, ama yaşayamadığımı dahi göremiyorsun."
                                              


"I don’t know if Snape’s a good guy. But I know you are. Love, Blondie.”
"Snape iyi adam mı bilmiyorum. Ama senin iyi olduğunu biliyorum. Love, Blondie. (Sarışın)"

İyi seyirler dilerim.

Betül Tosun
Continue reading Camp X-Ray | Film Yorumu

Makinasız kahve nasıl yapılır?

Bu yazımda aşağıdaki kahveyi nasıl yaptığımı anlatacağım.
Tee blogumu ilk açtığımda kahveye olan aşkımı uzunca dile dökmüştüm. Şimdi de latte tipi kahve nasıl makinasız yapılır adında yardımcı bir yazı yazmaya çalışacağım. Önceden evde cappucino yapıyordum, onu da kahveli suyu köpürterek yapıyordum. Ama o zamanlardan beri sütü köpürtmek için bir şey bulmaya çalışıyordum. Sadece sütü miksere vurarak köpürtebiliyordum ama sırf bir bardak kahve için etrafı çok dağıtmış oluyordum. Makinasız kahve nasıl yapılır diye araştırırken French Press'i gördüm. Şans eseri bizim evde olduğunu fark ettim. French Press dediğim şey bu;
Daha çok filtre kahve yapmak için kullanılıyor. Bizim eve de yeşil çay demlemek için alınmıştı. Latte yapmak için ilk denememde hemen başarılı olmuştum. Bu French Press kolay bulunabilen bir şey. Hatta çoğu züccaciyeci de bile olacağını düşünüyorum. Bizim evde iki tane var birini Ikea'dan birini de Tantitonu adlı daha çok alışveriş merkezlerinde bulunan bir mağazadan almıştık. 

Evet, şimdi kahvenin yapımına gelince... Kahveyi içeceğimiz bardağın ölçüsündeki sütü cezveye koyuyoruz. Ben tamamen sütlü olmaması için birazda su kaynatıyorum. Süt kaynadıktan sonra yarısını bardağa koyuyoruz ve bardağa şekeri ve kahveyi döküyoruz. Ardından geri kalan sütü French Press'in içine döküyoruz. Ve yukarıdaki resimde gördüğünüz yuvarlak şeyi tutup aşağı yukarı çekiyoruz, böylece süt karıştırılmış oluyor. Bir dakika olmadan süt köpürmüş hale geliyor. Sonra kahve bardağının üzerine köpürttüğümüz sütü döküyoruz. Son olarak üzerine çikolata yada karamel sosu gezdiriyoruz. Bu sosları da marketlerde kolaylıkla bulabilirsiniz. Ama carte dor almanızı öneririm çünkü onun sıkma yeri daha küçük bu yüzden sos kahvenin dibine çökmüyor.
İşte bu kadar. Sadece birkaç şeyi temin etmeniz gerekiyor, bu kadar.
Umarım benim gibi kahve sevdalılarına biraz yardımcı olabilmişimdir. Ayrıca tadı gerçekten çok güzel, dışarıdaki lattelerden hiçbir farklı yok.

Betül Tosun
Continue reading Makinasız kahve nasıl yapılır?

25 Aralık 2014

, ,

Bir Güzel Hint Filmi / Khoobsurat


Yine 'Bir Güzel Hint Filmi' lafzı altında öneri yapmaya geldim. Şansıma bu da çevirdiğim bir Hint filmi oldu. Zaten güzel film bulduğum gibi çevirisini kapmaya çalışıyorum. Fragmanlarını izleyince çevirmeye karar vermiştim. Çok da güzel vakit geçirmiştim çevirirken. Filmimizin konusu kızımız bir fizyoterapist. Hatta son zamanlarda baya ünlü bir fizyoterapist olmuş bulunmakta. Fakat aşk konusunda hiç şansı yok. Annesi tarafından da evlenmesi konusunda baskı görüyor. Bu sırada oğlumuz da nişanlı ve kendini işlerine gömmüş şekilde. Fizyoterapist kızımız oğlumuzun babasını tedavi etmek için evlerine geliyor. Sonra da neler oluyorsa öyle film gidiyor.
Baş roldeki kızı Mausam filminde izlemiştim ve ona karşı bir ön yargım vardı, bu filmle biraz daha silinmiş oldu. Fawad Khan'ın zaten ilk film performansı.

Filmde kültür farklılıklarına da değiniliyor. Zaten kızımızın ailesi filme ayrı bir sıcak yan katmış. Başrollerin uyumu çok güzeldi çok yakışıyorlardı. Filmi beğendim mi? Evet beğendim. Fakat eksikler vardı. Birbirlerine aşık olma sürecini çok hızlı geçtiler, ne ara oldu ne ara başladı anlaşılmadı. Hatta bazı satırları çevirirken gülmedim değil. İçten konuşmalar falan hoştu ama gene de bazı diyaloglar basitti.
Ama gene de bu kusurunu bastırıyor film. Hafif klişeler mevcut bulundursa da sıkılmadan izlenecek güzel bir romantik komedi. 

He tabi yeri bende ayrı olacak. Filmi çevirdikten sonra baktım boş boş takılıyorum kız kardeşime açtım filmi. Onla beraber izlerken bende hatalarıma bakarım diye. Sonra annemde takıldı bize. Bende ben çevirdim deyince annem alt yazıya daha çok odaklandı tabii. Bazı yerlerde türkçemle dalga geçmedi değil. Bir kaç yerde redakte sorunu vardı onu da yüzüme vurdu hemen :D 
Ama deyinmeden edemeyeceğim kızın aşırı rahat hareketline biraz ayar olmadım değil. Onun dışında Fawad Khan abimizin yolu açık olsun. Daha bissürü projelerde bekliyorum onu.

Son olarak en sevdiğim ost parçası bu oldu. Çok güzel bir şarkı ve durgun olması ayrı bir hoş.


Betül Tosun
Continue reading Bir Güzel Hint Filmi / Khoobsurat

About Snapchat


Bu yazıyı yazmak aklıma nereden esti tamamen unuttum. Snapchat'i ilk bir vine'da duymuştum instagram vs. snapchat adında. Daha sonra takip ettiğim yabancı sitelerde ve bazen arkadaşlarımın paylaşımlarında ortasında şerit geçen resimleri görünce merak etmiştim. Uygulamayı da o zamanlar indirmiştim diye hatırlıyorum fakat uzun süre kullanmadım. Bunun nedeni bana aşırı karışık gelmiş olmasaydı. Sonrasında yakın arkadaşlarımdan birisiyle sık sık snapchat üzerinden konuştuk, konuşmaktan ziyade fotoğraf çekinip üzerine yazı yazarak tabii ki. Snapchat'i sadece o arkadaşımla konuşmak için kullanıyordum. Ardından birkaç kez sadece arkadaşımın değil listemdeki herkesin görebileceği resimler paylaşmaya başladım. Böylece uygulama daha çok hoşuma gitmeye başladı. Hatta bazen öylesine çektiğim fotoğrafları sonradan düzenleyip instagram a bile atabiliyorum. En güzel yanı ise her anımın fotoğrafını çekiyorum. Böyle şeyler çok hoşuma gider. Mesela bir süre sonra önceden neler çekmişim diye bakmayı çok severim. Bazen canım sıkılınca snapchat galerime giriyorum kahkaha ata ata bir hal oluyorum. 

Sonuçta karşındaki kişiye en çirkin pozunu atsan bile onun ne kadar görebileceğine sen karar veriyorsun. Bu yüzden fotoğraf çekilirken ay bunda güzel çıkmışım bunu atsam mı diye ikileme düşmüyorum. Bazı yakın arkadaşlarımın da kullanmasına vesile oldum. Mesela paylaştığım fotoğraflardan bir kaçını buraya koyabilirim diye düşünüyorum. Bence çok samimi bir uygulama. Tabii listende olanlara göre değişebilir, benim hep kız arkadaşlarım var. Bu yüzden en doğal ev halimle bile bir sürü fotoğraf atıyorum. Şu an galerim de 600'ye yakın resim var fakat uygulamada puanım daha az. Buna rağmen 600 resim. Hatta çoğu snap resimlerimin ortadaki şeridine İngilizce cümleler yazıyorum. Bir yandan da İngilizce konusunda kendimi deniyorum, bu kelimeyi aklıma geldiği gibi doğru yazıyor muyum şeklinde. 

Bu fotoğrafları dayımın albümünde bulmuştum, görünce dayanamayıp çekip atmıştım.

Aralarında başka bir kaç tane daha;

Bunu her mekanda istisnasız yaparım (:

Daha da bir sürü resim var. En çok küçük kız kardeşimi ve mutfakta yaptıklarımı çekiyorum. Benden öneri bu uygulamayı indirin ve kullanın. Sonra fotoğraflara bakınca aa bunu yapmıştım dimi gibi güzel tepkiler veriyorsunuz. Benden bu kadar. Ayrıca uygulamayı kullanmak için internette bir sürü anlatım var, kolaylıkla çözebilirsiniz.

Betül Tosun
Continue reading About Snapchat

24 Aralık 2014

,

The Maze Runner:Ölümcül Kaçış | Film Yorumu

Bu filmi daha çekim aşamalarında gördüğümde sadece Dylan O'brien'in kadroda olması filmi o zamandan listeme almama yetmişti. Fragmanını çıktığında izlemiş miydim hatırlamıyorum. Diğer bir etken Kaya Scodelario'yu (kızın adı nasıl aklımda kazınmışsa hala soyadını ezbere biliyorum) gerçekten çok beğenirim. Tumblr kullandığım zamanlarda kendisinin resimlerini postlayıp dururdum. Ayrıca bir ara ünlü ergen serisi Skins'e de takılmıştım. Bu hafta daha çok yeni altyazısı çıkmış olan filmleri izlemeye çaba gösterdim. Geçen haftasonu birde ne göreyim bu filmin altyazısı çıkmış. Hemen izlemeye koyuldum. Daha konusunu bile okumadan izlemeye başladım. Filmin başlamasıyla kafamda bir sürü soru işareti oluştu. Film devam ettikçe sorularıma cevap bulacağım için daha da heyecanla izledim. Bence izleyecek olan varsa benim gibi konuyu okumadan izlesin her şey gayet açıklayıcı filmde. Kadrodaki isimlerin hepsi az çok yapımda oynamış gençler. Çoğunu birkaç yapımdan biliyorum. Fakat birine tutuldum ki herkes benim gibidir, hele de azcık kore dizi filmlerinden birhaberse. Minho adlı karakterin sahneleri böyle ellerimi çeneme dayayıp izledim resmen. Oyunculuğu, İngilizcesi harikaydı. Kendisi;
Umarız tüm seri filmlerinde bizi yalnız bırakmaz, geleceği de gayet açık olur. 
Filmde dönersek bilim kurgu, macera tipi filmlerde bir yerde gene aşk olur, hatta bu tip filmleri bazen o aşk konusu için bile izleyebilirim. Fakat spoiler bu filmde aşk falan yok, gene de pc ye yapışık izliyorsunuz. Ben mi abartıyorum? Hayır, çünkü filmi izledikten sonra arkadaşımla konuştum, meğer o hayırsız filmin çıktığını çoktan biliyormuş. Tekrar onunla izlemeye can atıyorum şimdiden.
Hop zıplatıp hop kaldıran, amanın ne olacak dedirten, ay nolur bunlar niye bu halde sonunda öğrenebilecek miyim diye kendi kendine soru sorduran harika bir film!
Gerçekten çok beğendim, filmdeki herkesin oyunculuğu harika. Bir kaç yerde gözde doldurmadı değil. İkincisi çıkacakmış çıktığı gibi sinemada biteceğim. Son yıllarda çoğu film gibi bu da bir kitap uyarlaması. Her zaman filmi izledikten sonra kitabı okurum ama bunun kitabı okur muyum? Hayır. Çünkü böyle kitapları okurken kendimi konuyu anladığıma dair çok kandırıyorum, kitapta biraz daha olay karmaşık anlatılmıştır diye düşünüyorum ve okumayı es geçiyorum. Filmini izlemek bana yetti de arttı. Bu filmi oturun ailenizle izleyin. En son annemle Divergent filmini izlemiştik, bu da az çok konu bakımından ona benziyor. Belki kardeşimle izlersek o da tekrar takılır yanımıza.

Uzatmıyorum daha fazla son zamanlarda izlediğim en iyi Amerikan yapımıydı. Es geçmeyin ertelemeyin hemen izleyin.
Birkaç resim atayım son olarak.
Ay bu da Minho ya.
Bu sahneyi de beş kere tekrar izledim, hele oradaki arka fondaki müzik!
Tamam daha fazla spoiler vermeden kaçıyorum.

Betül Tosun
Continue reading The Maze Runner:Ölümcül Kaçış | Film Yorumu

Portakallı Kek Tarifi

Baktım aralık ayı bitmek üzere, üst üste bir kaç yazı yazayım dedim. Bir süre aradan sonra gene bir tarifle buradayım. Gene instagramda gezinirken gördüğüm deneyip tadına bayıldığım bir kek!


Malzemeler; 
3 yumurta
1,5 su bardağı şeker
1 su bardağı sıkma portakal suyu
1 su bardağından bir iki parmak eksik sıvı yağ
1 portakalın rendelenmiş kabuğu
1,5 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
3 su bardağı un

Yapılışı; Tüm malzemeler çırpıldıktan sonra önceden ısıtılmış 175 derece fırında kekler pişirilir. Ben kekleri cupcake  kaplarım da pişirdim. Yaklaşık 40-45 dakikada pişiyor. Her fırına göre değişir, kontrol etmekte fayda var elbette.

Bu yaptığım keklerin hepsini küçük kız kardeşimle yedik. Arada bir kaç tane de sağolsun babam yedi fakat annem ağzına bile atmadı. Çok şey yaptığım için bana kızıyor hep. Tabii ki büyük zevkle yedim kekleri fakat yakında kilo almaya başlayacağım gibi. Bu arada bu portakal kekin üzerine benmari usulü çikolata gezdirmiştim fakat bunu sadece bir kaç tanesine yaptım. Hiç gerek yok, sade haliyle bile harika!
Ayrıca Mutfakta Beter Anlar Part 1'in devamı yakında gelecek gibi gözüküyor. 

Betül Tosun

Continue reading Portakallı Kek Tarifi

6 Aralık 2014

, ,

Bir Güzel Hint Filmi / Daawat E İshq (Aşka Davet)


Artık önereceğim hint filmlerini "Bir Güzel Hint Filmi" altında toplamaya karar verdim.
Şimdi çevirdiğim bir hint filminden bahsedeceğim. Başrollerini Aditya Roy Kapur ve Parineeti Chopra paylaşıyor. Benzer filmlerden uzak güzel bir hint filmi. Hatta çevirirken ben de bu kadar güzel olacağını beklemiyordum.

Başroldeki Aditya Roy Kapur'u bilinen filmi Aashique filminden gözünüz ısırabilir. Tabii orada saçlar falan pek bir havalıydı. Hatta kendisine marul kafa bile deniliyor.
Kadın baş rolü ise son filmi Hasee Toh Phase'den Parineeti Chopra üstelenmiş. Kendini bir tek Hasee filminde izlemiştim evvelde. Aşağıdaki gifte oldukça güzel gözükse de kendisini pek beğenmiyorum.
Filmin konusuna gelirsek; Hyderabad'da babasıyla birlikte yaşayan ve bir ayakkabı mağazasında çalışan Gullu (Parineeti Chopra), evlenme çağında olmasına rağmen, sahip olduğu yetersiz çeyiz miktarından dolayı damat ailelerinin tarafından sürekli reddedilmektedir. Evlenmekten vazgeçen ve hayallerinin peşine düşmek niyetinde, babasıyla birlikte Lucknow'a gider ve sahte kişilikler yaratarak, çeyizi yasak eden yeni kanundan faydalanarak para kazanmaya karar verirler. Kebap dükkanı olan zengin Tariq (Aditya Roy Kapur)'u avlarına düşürmek isterler. Fakat Gullu'nun hisleri yenik düşer. Böylece içinden çıkılamaz bir işe girmiş olurlar.

 Bu filmde Hintlerde çeyizin ne kadar değerli olduğunu gayet iyi anlayabilirsiniz. Çeyiz konusu üzerine ilk defa bir film izledim. Çevirirken de gayet zevk aldım. Sadece hızlı geçilen bir kaç sahne vardı onun dışında gayet güzeldi.
Beğendiğim bir kaç sahneyi de takdim edeyim;


En beğendiğim ost parçası ise;




Şimdiden iyi seyirlerrr :)

Betül Tosun
Continue reading Bir Güzel Hint Filmi / Daawat E İshq (Aşka Davet)