29 Mayıs 2016

,

Küller ve Kor - Sabaa Tahir | Kitap Yorumu

Kitap Adı: Küller ve Kor
Orijinal Adı: An Ember in the Ashes (An Amber in the Ashes #1)
Yazar: Sabaa Tahir
Yayınevi: Epsilon
Sayfa Sayısı: 475
Goodreads Puanı: 4.31
Benim Puanım: 5/5
Arka Sayfa;
İmparatorluk’ta itaatsizlik ölümle cezalandırılır. Kanını ve canını
İmparator’a adamayanlar sevdiklerinin öldürülmesi ve kendileri için değerli olan her şeyin yok edilmesi tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Antik Roma’dan ilham alan bu acımasız dünyada, Laia dedesi, ninesi ve ağabeyiyle birlikte İmparatorluk’un fakir arka sokaklarında yaşam mücadelesi vermektedir. Askerlere asla karşı gelmezler, çünkü karşı gelenlerin başına neler geldiğini daha önce görmüşlerdir.
Ama Laia’nın ağabeyi ülkesine ihanetten tutuklanınca, Laia bir karar vermek zorunda kalır. Kardeşini kurtarma sözü veren isyankârlar için İmparatorluk’un en büyük askeri okulunda casusluk yaparak hayatını tehlikeye atacaktır.
Orada Laia okulun en yetenekli -ve belli etmese de en isteksiz- askeri Elias’la tanışır. Elias’ın tek istediği hizmet vermek için eğitildiği bu zorba yönetimden kaçmaktır. O ve Laia çok geçmeden kaderlerinin birbirine geçtiğini ve seçimlerinin bu toprakların geleceğini sonsuza kadar değiştireceğini fark ederler.
Bu kitap o kadar mükemmeldi ki yine kalbim ağrıyor. Şu an yorumu girerken aval aval sırıtıyorum. Kargalar Meclisi'ni okuduğumdan beri kalbimdeki o derin boşluğu ziyadesiyle kapatan bir kitap okudum ya benden mutlusu yok! Bugüne kadar okuduğum en karanlık ve acımasız fantastik-distopya kitabıydı. Resmen nefes nefese okudum ve kelimelere sığdırıp anlatamayacağım kadar çok sevdim. O kadar ki artık okuyacağım kitapları karşılaştırabileceğim ve daha ağır eleştirip eksiklerini görmemi sağlayacak kadar mükemmel bir kitaptı. Açık ara bu sene okuduğum en iyi kitaplar arasında! Yazarın kalemi neydi öyle?! Karakterleri çok sevdim ama tüm kitabı diken üstünde okudum. O kadar acımasız bir hikayeye sahip ki her an her şey olabilirdi. Ana karakterlerden biri kolunu ayağını kaybetse bunu sabırla katlanıp çıtınızı çıkaramayacağınız seviyede acımasız karakterlerle doluydu. Ya da herhangi bir olayın şokunu yaşarken kitabın kurgusundan ötürü isyanınızı içinize bastıracağınız ve yazara tek kelime sövemeyeceğiniz bir kitaptı.Okuduğum en pislik kurguya sahipti. O eğitim şartları, kölelerin ve Alimlerin düştüğü durumlar ve hele de Elias'ın ilişkilendiği en yakın kişinin kim olduğunu ilk sayfalarda öğrendiğimde şok geçirdim. Kitabın konusunun ismiyle bu kadar mükemmel bir şekilde uyum sağlaması... Ayrıca Laia'yı da öyle sevdim ki onun korkularıyla savaşı, abisine olan bağlılığı ve etrafındaki insanları önemseyişi içimi eritti.
Yazar araya çok az romantik sahneler de iliştirmişti ama kitapta o sahnelerin geçmesi o kadar imkansız ki resmen havaya zıplayıp o sahneyi elinizle kapmak istiyorsunuz. Hayatımda yediğim en güzel tersköşeydi sanırım. Bir karakterin ikisiyle de olmasını bu kadar istediğimi hatırlamıyorum. Yazarların bir karakterin iki kişiye de yakın içtenlikle aynı hisleri hissetmesini okumak beni çıldırtır normalde. Ama bu kitapta o karakter, ikisinden birisiyle olsa bile kazananın adına sevineceğim gibi diğeri kaybettiği için hüsrana boğulacaktım. Ayrıca bu kitapta resmen yanaklarımdaki yaşlar sıraya girdi. Üçüncü sınav gerçekleştiğinde yazarın üzerinde dura dura o acıyı yüreğimize dağlaması ve Elias'ın gözlerinden çektiği acıyı içimize çeke çeke hissetmemiz beni aldı götürdü ve bir ara susamadım. Bana bu kadar dokunan bir kalemi olduğu için hayran kaldım. Bir kitabın beni oradan oraya savurmasını her zaman tüm kalbimle isterim ve bu kitap bana isteğimden daha fazlasını verecek kadar çok güzeldi.
Kitapta sorguladığım tek bir nokta oldu. O da bu kadar iğrenç bir hayat yaşıyorsan insan neden intihar etmez ki? Yani eğer bu iğrenç hayatından kurtulamayacağını biliyorsan inadına hayata baş kaldırmak niye? Bunu özellikle hizmetçilerin hayatlarını okuduğumda içimden geçirip durdum. Bir de Laia'nın abisi için çektiği o acıları okudukça bir tarafım elimde olmadan sorguladı ve empati yaptığımda kendi açımdan hüsrana uğradım. Bazı satırlar aklıma geldikçe yüreğim pır pır ediyor. Ayrıca bu kitapta uzun zamandır yapmadığım bir şey yaptım. Normalde genel olarak kitaplarda sadece beğendiğim satırları işaretlerim. Beni şaşırtan ve çok etkileyen olayları işaretlemem için kitabı gerçekten çok severek okumam gerekir. Bu kitapta her yeri sanki ikinci kitap çıkana kadar beynime kazımak istermişim gibi işaretledim çünkü her an ayrı bir şok geçirdim. Oradan oraya savruldum ve her seferinde diken üzerindeydim. Önceki kitaplarda okuduğum acımasız görünüp yumuşak olan ve her şekilde ana karakterlerin her şeyden son anda sıvışabileceği bir dünya değildi. Kesinlikle her an her şeye hazırlıklı olarak okudum. İkinci kitabı muhtemelen epsilon çok geç çıkaracak bu yüzden ingilizce hali nete düştüğü zaman rahat okuyabilmek için önce ilk kitabı bir de ayıla bayıla ingilizce okuyacağım. Sonunu öyle bir bitirdiler ki ikinci kitap çıktığında veya ekitap okuyacabileceğim şekilde nete düştüğünde yarım saat kesintisiz çığlık atacağım. Kesinlikle ve kesinlikle okuyun.

5 yorum:

  1. Çok övmüşün :D Listeye bir kitap daha eklendi o zaman :D Gerçekten merak ettim. Kalemine sağlık

    YanıtlaSil
  2. İyi okumalar ben de çok merak ettim. Sizin yayınlarınızı gördükçe kalk kitap oku diyorum kendime.

    YanıtlaSil
  3. Bende bayılarak okumustum ikinci kitap hakkinda bilgin var mi ?

    YanıtlaSil