14 Ocak 2016

Dem | Karaköy

Bugün çok ayrı bir sevgi pıtırcığıyım! Dem Karaköy'e geçen sene on beş tatilden bu yana gitmeyi çok istiyordum ama ne yazık ki dostlarım benim gibi yeni yerleri keşfetme konusunda çok meraklı olmadıkları için tek başıma gitmeye karar verene kadar erteleyip durdum. En sonunda zaten Karaköy'e işim düşmüşken bu sefer Dem'e gitmeyi es geçmek istemedim. Karaköy'e öğrenci paso işlerimi halletmek için gittim. İETT Karaköy Binası ile Dem'in arasında baya yol farkı vardı ve ben daha önce Kemeraltı caddesinde hiç gezmedim. Ee bir de şansıma internet paketim olmayınca galerimi harita resimleriyle doldurdum. Hatta paso işlemimi bitirip kafeyi yavaştan sorarak aramaya başladığımda bile bulabileceğimden ümitli değildim çünkü Kemeraltı'nın alt sokakları çok karışık. Hele de ilk defa giden için! Tabii önüme gelen herkese sokak adına kadar sorduktan sonra büyük bir mutlulukla Hoca Tahsin Sokağı bulabildim. Bir daha ki sefere gittiğimde yine sokak ve cadde ismi sorabilirim ama yine de kesin bulacağımdan eminim. Peki yine gider miyim? Niye yine giderim? Ondan bahsedelim.
Dem'i ilk defa İnstagram'da keşfetmiş olmalıyım. Geçen sene ilk defa Galata'ya gittiğimde Konak Cafe'ye oturmuştuk ve (gitmenizi önermem.) Onun dışında ben uzun zamandır Karaköy'e gezme amaçlı gitmek istiyordum fakat bir arkadaş bulamadım yanıma. Sonunda pes ederek kendim gitmek için Dem'i araştırmaya başladım. Aslında çok geniş bir kafe gibi görünüyor fotoğraflarda ama göründüğünden çok daha ufak bir yer. Zomato uygulamasını biliyor musunuz bilmiyorum ama kesinlikle kullanmaya başlayın. Bir yere ilk defa gideceksem öncelikle kesinlikle Zomato yorumlarını okurum. Hem menü hakkında hem de önceden giden müşterilerin yorumları hakkında bilgi almış oluyorum ve ne yazık ki -ekşi sözlük- yorumlarını bile okuduğum Dem Karaköy hakkında çok az olumlu yorum alabilmiştim. Özellikle de çalışanlarının çok suratı asık ve burnu havada insanlar olduğu yazılmıştı. Bu konu yüzünden gitmekte çekincelerim vardı. Hatta oraya vardığımda Dem'e girmeden önce acaba onun yerine yanındaki kafe olan Press'e girip bir latte mi içsem diye düşünüp durdum.
Sadece çalışanları değil, menüsü de çok eleştiriliyor ve bu konuda baya haklılar çünkü çay severler için bu kafe biraz pahalıya kaçıyor. 60 çeşit çay bulunduran Dem bir fincan çayı 11-12 lira arası değişirken demlik 15-19 lira arası değişebiliyor. Tatlıları aklımda değil ne yazık ki. Ama kendilerine ait bir special oluşturup hem kafelerindeki tatlı ve tuzlu türleriyle birlikte bir demlik çayı 40 liraya sunuyorlar. Ben kuzenlerimle gidip o menüden almak istiyordum ama onun yerine -büyük bir çay sevdalısı olarak- ve uzun zamandır gitmek istediğim bir yere kavuştuğumu da göz önünde bulundurursak demlik olarak 17 liraya Chineese Spring sipariş ettim ve yanında minik tatlı atıştırmalıklar getirdiler. Hatırlatmakta fayda var; hiçbir kahve satışı yok ve çay bardağında bir bardak çayı 5 liraya veriyorlar.
Kitapsız bir yere gideceğimi mi sandınız :) Elbette yanıma da Kızıl Kraliçe'yi aldım ve onu okumaya başladım. Dem'e ilk girdiğimde içerisi ağzına kadar dolu olduğu için dışarıda oturdum. Yarım saat geçmeden içeri alındım. Dışarı kısmı kitap okumak için harikaydı. Çok sessiz ve bir yandan hafif üşürken sıcak çay yudumlamak çok hoşuma gitti. İçerisi doğal olarak biraz sesliydi ama odaklandığımda kitap okumak için çok büyük bir ilgi dağınıklığına engel olacak kadar gürültü yoktu.
Şimdi merak edilen ve beni şaşırtan kısma gelirsek çalışanlar çok nazikti. Benimle sadece bir kişi ilgilendi ve kendisi çok sıcak kanlı bir insandı. Çayımı beğenip beğenmediğimi, ilk defa mı geldiğimi, tekrar geleceğimi sorarak beni şaşırttı. Tahminimi sorarsanız o kadar eleştiriye karşın çalışanlarını değiştirdiler sanırım ve çok iyi yaptılar bence. Bu nedenle benden tam puan aldılar. Müsait oldukça gitmeyi çok isterim. Hem artık yerini bulmakta da zorlanmayacağım. Karaköy tramvay durağı zaten Kemeraltı caddesinden geçiyor. Telefonunuzda internet paketi olmasa bile bir kenara Necatibey Caddesini not edin. Necatibey Caddesini bulduktan sonra Hoca Tahsin Sokağını sorun ve tabelayı görüp ilerledikten sonra Dem Karaköy'ü karşınızda bulacaksınız.
Bu da bendeniz Betül işte. Işığın altındaki peçetelerin, son fotoğrafın ve Kızıl Kraliçeli olan fotoğraflar elbette bana ait. Bu sefer hafıza kartımı evde unutmadım :) Ayrıca merak ediyorsanız gördüğünüz minik bardakla o demlikten -saymadım ama- sanırım otuza yakın kez doldurup içtim. Yanında verdikleri atıştırmalıklar da çaya ayrı bir tat kattı. Lafın kısası Karaköy'e işiniz düşse de düşmese de çay içmeyi seviyorsanız bir kerelik fiyatları çok da gözde bulundurmayarak gitmenizi öneririm. Görüşmek üzere :)

14 yorum:

  1. Çok güzel bir yere benziyor biraz tuzluymuş ama :)

    YanıtlaSil
  2. Çok şirin bir yere benziyor. Gelmeyenlere çok üzüldüm yeni yerleri keşfetmeyi çok severim. Keşke yakın olsaydık ben seve seve gelirdim :)
    İstanbul'a gelirsem mutlaka uğramak istiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gelmeyenleri de pisman etmiş durumdayim. Oh olsun diyorum simdi bende :D Bak bomba gibi bir fikrim var. Tüyap zamani gel hem kitap alisverisi yapariz hem de beraber gidebiliriz buraya :)

      Sil
    2. Bak o olur işte! Hatta Cnr expo kitap fuarında da gözüm var ama bakalım hangisi olursa artık :)

      Sil
    3. Artık o zaman gelince bakarız inşallah :)

      Sil
  3. yaaa bu gün yazı yazmıştı daha bloga girmedim ama Dem vardı orda da isabetli olmuş :)
    Ellerine sağlık ki ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yalnız bana gel hee, beyoğlu klasiği olarak giricem postu :) Çok güzel bir raslantı oldu, yarın paylaşırım inş :)

      Sil
  4. Hep önündn geçip gitmek istediğim bir yer ama gidemediğim bir yer vahim haller. :)

    YanıtlaSil
  5. Daha evvel senin gibi, birçok olumsuz eleştiri okuduğum için listemden çıkardığım bir yerdi. Yazından sonra yolum düşerse uğrayabilirim diyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de uğramalısın. O kadar yorumdan sonra hoş bir karşılamayla karşılaşınca ben de şaşırdım :)

      Sil