30 Ocak 2016

,

Altın Oğul - Pierce Brown | Kitap Yorumu

Kitap Adı: Altın Oğul
Orijinal Adı: Golden Son
Yazar: Pierce Brown
Sayfa Sayısı: 448
Çıkış Tarihi: 12/2015
Yayınevi: Pegasus
Goodreads Puanı: 4.49/5
Benim Puanım: 5/5
Arka Sayfa:

ALTIN YÜZLERDEN OLUŞAN BİR DENİZDE SÜRÜKLENİYORUM.
BURADA SADECE GÜÇLÜ OLAN HAYATTA KALABİLİR.
SADECE AKILLI OLAN YÖNETEBİLİR.
HÂLÂ OYUN OYNUYORUM AMA BU, OYUNLARIN EN ÖLÜMCÜLÜ.
BEN YÜZYILLARDIR KÖLELEŞTİRİLEN HALKIMIN KILICIYIM.
BAĞIŞLAMAYACAĞIM.
VE UNUTMAYACAĞIM.

Mars Enstitüsü'ndeki amanzsız rekabetten zaferle çıkan Darrow, namı diğer Azrail, yönetici seçkinler arasında saygın bir konuma yükselmiş, en zalim ve zeki Altınlara; Eşsiz Yaralılara katılmıştır. Ancak Darrow onlardan biri değildir: Geleceğin yalanlar üzerine kurulu olduğu, trajediyle dolu, unutamayacağı ve affedemeyeceği bir geçmişi vardır.

Sistemi içeriden yıkma hedefine ulaşmak için herhangi bir Altın değil; en iyi, en güçlü, en zeki, en vazgeçilmez Altın olmalıdır. Halkını aydınlığa çıkarmasının başka yolu yoktur ancak bu yol boyunca attığı her adım, Darrow'un kendi gölgesini biraz daha karartacaktır.
Yedi yüzyıldır halkım sessiz ve umutsuz kölelere dönüştürülmüştü. Şimdi ben onların kılıcıydım. Ve bağışlamayacaktım. Unutmayacaktım. Bu yüzden beni gemisine götürmesine izin verdim. Bana sahip olduğunu düşünmesine izin verdim. Beni, sırf daha sonra yakıp yıkabileyim diye, evine almasına izin verdim.
Ancak o sırada kızı elimi tuttu ve bütün yalanların ağırlığını omuzlarımda hissettim. Kendi içinde bölünen bir krallığın ayakta kalamayacağını söyleyenler, kalpten söz etmeyi unutmuştu.
Adile Naşit gibi gitti gitti diye ağlayasım var. Kitap gerçekten de bitti ve henüz üçüncüsü çıkmadı. Altın Oğul'u dün gece bitirdiğim halde boyun ağrısı yüzünden yorumumu girmeden uyudum. Ah dostlar ah nasıl kitaptı bu?! Sonu bir yana kitabın asıl kendisi beni hayran bıraktı. Bu kitabı daha büyük beklentilerle okumuştum ama bu kadarını beklemiyordum. En azından ağzım açık okumayı tahmin etmiştim ama yine ağlayacağımı düşünmemiştim. Pierce yine böğrüme taş gibi oturttu. Hele de ortaya çıkan sır beni mahvetti. Kitabı okurken o sırrı düşünmemeye çalıştım çünkü düşündükçe gözlerim dolup durdu.
Onu sarılıp ağlamaya başladığım için başka bir şey söyleyemedi. Hıçkırıklara boğulmuş halde titreyerek ona sımsıkı sarılmış ve korkutmuştum. Başımı okşamak dışında hiç kıpırdamıyordu. Omuzlarımdaki bütün ağırlık kalkmıştı. Artık bilen biri vardı. Biliyordu ve hâlâ yanımdaydı. Biliyordu ve yine de bana yardıma gelmişti. Bana yardım etmeye. Titremeyi ve teşekkür etmeyi kesemiyordum. Eo haklıydı. Ben haklıydım. "Sen benim dostumsun," dedim, bir çocuk gibi titreyerek. Beni bu şekilde görmek neredeyse onu da ağlatacaktı. Gerçek bir dosttu.
Yine baştan aşağı bilim kurgu içeren bir kitaptı. Hatta ortaları o kadar çok öyle sürdü ki bir ara itiraf etmek gerekirse sıkıldım. Sanki yazar nerede sıktığını biliyor gibi gözlerim satırları atlamak istediği zaman hemen bir bomba patlattı. İlk kitaptan karakterlere daha çok bağlanırken bir yandan da filizlenen aşkı okumak o kadar güzeldi ki kelimeler yetersiz. Hem bilim kurgu, hem bir tutam aşk hem de mis gibi dram kokan bir kitap.
Eo'nun beni Vadi'den izlediğini hayal edemezdim. Bu cehennemde inancımı kaybetmiştim. Kısrak onu geri getirmişti. Eo beni izlese de izlemese de kesin olan bir şey vardı; Kısrak izliyordu ve gözlerinde gördüğüm şey, elimi indirmeme yetmişti. Ve son beni yıllardır ilk kez görüyormuş gibi gülümsedi.
"İşte buradasın."
Üçüncü kitabı nasıl bekliyorum anlatamam. İkinci kitabın her tarafını işaretledim. Üçüncü kitap çıktığında önce işaretlediğim yerleri okuyacağım. Üçüncü kitabı İngilizce okumak isterdim ama beni ciddi anlamda zorlar. Çok fazla bilmediğim terim var. Kafam karışıp kitaptan soğurum diğer türlü. O yüzden Türkçe çıkmasını dört gözle bekliyorum. CNR Kitap Fuarı'na kadar çıksa daha ne isteriz! Pierce Brown gibi bir yazar daha önce okumadım sanırım. Bir insanın kafası bu kadar mükemmel çalışabilir. Tabii döktürdüğü o satırları anlatmak bile yetersiz. Kısacası adamın kalemine bayılıyorum.
Başparmağımla yanaklarından yaşları sildim. Kısrak onlardan farklıydı. Ve onların yaptığını yapmaya çalıştığında, kalbi özüne kadar parçalanıyordu. Ona bakarken yanılduğımı anladım. O, dikkatimi dağıtacak biri değildi. Görevime engel olacak biri değildi. Görevimin amacının ta kendisiydi. Yine de onu öpemezdim. Bu imparatorluğu yıkmak için kalbini kırmak zorundayken bunu yapamazdım. Haksızlık olurdu. Ben ona aşık olmuştum ama o bir yalana aşıktı.
Pierce Brown'un Kızıl İsyan üçlemesinin ilk iki kitabı çıkmış durumda. Aynı ilk kitapta söylediğim gibi içinizde birazcık bilim kurgu sevdası varsa gözünüzü kırpmadan okuyun. Bazı yerlerde o kadar çok heyecanlandım ki kitabı sımsıkı tuttum. Hele sonu! Resmen üçüncü kitabı deli gibi merak etmemizi sağlıyor. İlk kitap yorumlarımda bir kitabı nasıl çok beğenirim diye kısaca anlatmıştım. Suratımda saf bir gülümseme belirirse, boğazım düğümlenip satırları bulanık görecek kadar ağlarsam ve elbette gözlerimi büyüterek beni heyecanlandıran sayfaları diğer sayfaya göz ucuyla bile bakıp spoiler almama korkusuyla okuyarak. Bu duyguların hepsini çok sık yaşayamıyorum tek bir kitapta. İşte tüm bu duyguları bir arada harmanlayabildiğim bir kitaptı Altın Oğul. Aynı hisleri Kızıl Yükseliş'te de bol bol hissetmiştim. Daha fazla övgüye mahal yok sanırım. Kesinlikle okuyun :) Ayrıca yorumum geç geldi çünkü bugün Taksim'e gittim ve kız kardeşimle ayakkabısı için uğraştıktan sonra D&R'a girdim ve hiç çıkmak istemedim çünkü tahmin ettiğimden daha çok İngilizce kitap vardı. Raflara hayran hayran baktım. Türkçe almayı düşündüklerim bittiği gibi İngilizce kitaplara yöneleceğim inşallah :)
Şırınga Roque'un boynuna gömüldü ve gözleri kapanırken yavaşça yatağa serildi. Uyandığında son iki yıldır birlikte ya da emrinde çalıştığı herkes ölmüş olacaktı. En yakın dostu olduğumu söylemesinin ardından ona yaptığım şeyi hatırlayacaktı. Partide neler olacağını bildiğimi anlayacaktı. Ve bu gece ölmesem bile, olayı gerçekleştiren kişinin ben olduğumu başka yollardan keşfedemeseler bile, Roque'un hayatını kurtarmam yakalanacağım anlamına geliyordu. Artık geri dönüşü yoktu.

8 yorum:

  1. Ben seri kitab okuyamiyorum.Sen çok iyi yapıyorsun.Kitap yorumlarini ise ne güzel yapıyorsun..:) Sana bir teklifim var şubat ayında iki blogger olarak okuma yarışı yapalım mı? SAyfa sayıları üzerinden belirleyelim.Ödül olarak ise okuduğumuz bize yeter ne dersin? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii ki olur. Ama şubat ayınca bomba gibi olacağım. Kemerlerini bağla derim :) Haberleşelim o zaman mail üzerinden. ohyoulovemetoo@gmail.com Bana oradan yaz lütfen :))

      Sil
    2. Sana mail gönderdim benim adresim mysteriouseny00@gmail.com

      Sil
  2. Altın Oğul'u deli gibi merak ediyordum zaten. Yorumlarını okuduktan sonra ise yerimde duramamaya başladım. Nöbetçi kitapçı yoktur değil mi? Olsa ne iyi olurdu!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En az ilk kitap kadar nefes kesiciydi. Nobetci kitapci yok ama e-kitap olarak da cikti. Tabi elinde sayfalari cevirmenin zevki bambaşka :)

      Sil
    2. Kesinlikle öyle. Şu güzelim ciltli kitabı, e-kitap olarak okumak haksızlık olur bence :)

      Sil
  3. Kızıl Yükseliş'i ilk çıktığı zamanlarda alıp okumayı denemiştim ama herkes bayılsa da ben sevememiştim. Şimdi bir kez daha aldım elime ve ne olduğunu anlayamadan kitabı yarıladım. Doğru zaman dedikleri bu olsa gerek :D Önümüzdeki fuarda devamını alırım muhtemelen. Ah bir de bu kadar pahalı olmasalardı ne olurdu sanki -,-

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet :D Doğru zaman gelip seni bulmuş

      Sil