3 Aralık 2015

Haddinden Fazla Büyük Uyku Sorunsalı

Farkındayım. Konu başlığı biraz garip geliyor. Ama eğer bu yazımı sonuna kadar okursanız şükredip halinize sevinebilirsiniz. Size her şeyi en başından anlatacağım. Her şey geçen sene dizi film çevirmeyi deli gibi sevmemle başladı. Aslında bu sevdam daha önceye dayanıyordu ama geçen sene biraz gerektiğinden fazla dizi çevirmeye vakit ayırdım. Hatta derslerim yüzünden çeviri yapamadığım günlerde geceleri saat üçe dörde kadar laptopun başında oturuyordum. Böylece double cezalar yemeye başladım. Önce annemin ağzına düştüm sonra babam laptopa girmem konusunda süre getirdi. Anlayacağınız biraz ileri gittim. Peki bunun konumuzla ne alakası var? Şöyle ki ben eskiden yani bir zamanlar yastığına yatıp gözlerini kapadığı gibi uykuya dalan, insanların şükredeceği türden bir kızdım. Yani hiçbir şekilde uyku sorunum yoktu. İnanın ışıkta bile seve seve uyurdum.
Fakat sonra her şey değişti. Geceleri geç yattığım için evdeki tüm ses kesiliyordu. Böylece ben de en ufak bir sesi bile duyabiliyordum. Önce bu rahatsızlığım geçen sene kafayı üşüten buzdolabımızla başladı. Her gece en az beş kere kalkıp fişini çekip tekrar geri yatıyordum. Olduğu yerden sesler çıkararak öğürüyordu resmen. Benim duvarım da mutfağın bitişiğinde olduğu için tüm ses kulaklarımda zonkluyordu. Sonra buzdolabının sesinden kurtulduğum zamanlarda kız kardeşimin nefes seslerini taktım. Öyle böyle değil yani. Resmen tekmeliyorum artık ağzından nefes alsın diye. Ayrıca belirteyim uyurken hiç ses çıkarmam. Neyse işte, böyle böyle artık kafayı yemeye başladım. Bazı geceler saatlerce yatakta debelenip en sonunda nefes seslerinden uzak kalabilmek için salonda uyumaya gidiyordum çünkü oranın koltukları çok rahattır. Ama şansıma ki sonradan sadece nefes sesinden rahatsız olmadığımı anladım.
Açıkça söylüyorum her türlü saat sesinden nefret ediyordum. Hepsinden, her birinden, her alarmdan! Topundan! Salondaki saat sesiyle de uyumam imkansız olmuştu ve artık haftada bir kere kız kardeşim gerçekten susmazsa saati yerinden çıkarıp odadan uzaklaştırıp salonda uyumaya başladım. Tabii bu olay aile fertlerimin de dikkatini çekti. Bazı geceler yatağımdan ayrılmak istemediğim için kız kardeşimi salona taşıdım ama artık taşınmayacak kadar ağırlaştı ne yazık ki. Hatta bazen gece zorla onu uykudan kaldırıp uyuyamıyorum ağzından nefes al diye öfkeyle söylendim. Bazen de kafası gözükmeyene kadar yorgunu üzerine çektim. Hala arada son metodu uyguluyorum.

Şöyle söylemeliyim ki bu sorunumda hiçbir ilerleme ya da gerileme olmadı. Size ne kadar psikopat olduğumu bir misalle açıklayayım. Bir gün ne zaman bilmiyorum. Üzerinden biraz vakit geçti. Artık kimin bizim odada işi varsa ben de gidip annemlerin odasında uyumaya gittim ama uykudan ölüyorum düşünün. Yatağa girdim ama o uykusuzlukla bile komidinin üstündeki evde en nefret ettiğim minik saatin tik tak sesini duyuyorum. Öyle uykuluyum ki ha kalktım ha saati odadan uzaklaştıracağım derken uyuya kaldım yatakta. Size yemin ediyorum. Tüm rüyam boyunca saat sesleriyle zaptettim. Resmen uykumun içinde rüyamda bu saat sesi nereden geliyor diye kafa yorum durdum. İşte bu kadar psikopatım uyku konusunda. He bazen nefes sesine karşın bile uyuyabiliyorum. Ama nasıl diye sorarsanız? Düşüncelere o kadar çok dalmam gerekiyor ki o sese odaklanmayı bile unutuyorum. Anca o zamanlar o sese rağmen güzel bir uyku çekebiliyorum. Ama aklımda bir şey yokken sadece uyumaya odaklanırsam odadaki kol saatlerinin berbat seslerini bile duyabiliyorum. Biliyorum, eminim siz hayatınızda kol saatlerinin odanın içinde sessizlikte nasıl ses çıkardıklarını fark etmemişsinizdir bile.
Evet, meğerse bu rahatsızlık aslında bir hastalıkmış ama ben tüm özelliklerini taşımıyorum. Adı ise misophonia. Açılımı için kullanılan tabir ise "sesten nefret etme".
İşte ben! Çünkü ben artık televizyonun, saatin veya insan sesinin olduğu bir yerde kitap okumaktan uyumaktan nefret ediyorum. Bu sorunumun bir tedavisi yok sanırım. Artık insanları bu huyuma ayak uydurtmaya çalışıyorum. Onlar da farkına varıyorlar yavaş yavaş. Bir yere misafirliğe gittiğimde tüm saatleri dışarı atıyorum çünkü saat sesinden ciddi anlamda nefret ediyorum!
Size söylemiştim! Yazımın sonuna geldiniz ve hala halinize şükr etmediniz mi? Bir düşünsenize. Bir odada uyuyorsunuz ve herkesin size ayak uydurmasını bekliyorsunuz. İki kız kardeşimle aynı odayı paylaşıyorum. Her gece yastığa kafanızı koyduğunuzda en ufak bir sesin bile sizi rahatsız ettiğini düşünün. İnanın berbat bir şey. Belki ben de bir gün her türlü horlama sesine karşın bile uyuyabilen bir insan olurum. Dört gözle o günlere dönmeme bekliyorum. Bana sorarsanız biraz fazla samimi bir yazı oldu. Bir gün kafama esip silebilirim bu yazımı. Ona göre çabuk okuyun :)

0 yorum:

Yorum Gönder