2 Nisan 2017

,

Sahilde Kafka - Haruki Murakami | Kitap Yorumu

Kitap Adı: Sahilde Kafka
Orijinal Adı: Kafka on the Shore
Yazar: Haruki Murakami
Yayınevi: Doğan
Sayfa Sayısı: 650
Goodreads Puanı: 4.13/5
Benim Puanım: 3/5
Arka Sayfa;
Kafka Tamura on beş yaşına girdiği gün evden kaçar. Uzun zamandır planladığı bu kaçışın nedeni babasının yıllar önce dile getirdiği uğursuz kehanettir. Ama babasının bir “düzenek” gibi içine yerleştirdiği kehanet gölge gibipeşindedir… Kafka ilk kez aşkı ve tutkuyu yaşarken gizemli bir cinayetle kehanetin ve kaderinin düğümleri çözülmeye başlar.
Sahilde Kafka, XXI. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran, kitapları bağımlılık yaratan kült yazar Haruki Murakami’den, hayatın yavan gerçekliğine karşı büyülü bir dünyanın kapılarını açan bir roman.
Bu kitap için açık ara kurabileceğim en net cümle; bazı kitaplar vardır ve hangi kaba sığdırmaya çalışırsanız çalışın ısrarla taşıp aklınızda mantıklı bir yer edinmeye izin vermezler. Tüm kitabı kabaran bir merak duygusuyla okuyup en sonlarını nefesinizi tutup heyecanlanacak kadar hislere bürünürsünüz ama hediye olarak aldığınız şey yalnızca aklınızı bulandırmaktır. Murakami'den okuduğum üçüncü kitap oldu ve varsayımlarıma göre sanırım yazardan okuduğum en güzel kitabı İmkansızın Şarkısı olarak kalacak. Bu eserinden sonra önümüzdeki kitaplarına önyargıyla başlamamam artık mümkün değil çünkü bu kitabıyla birlikte beni çok yordu. Kitaba öyle güzel başladık ki kesin yazardan en sevdiğim bu olacak demiştim. Kafka'nın on beş yaşını doldurmasıyla evden ayrılmasıyla başlıyoruz okumaya. Ardından daha önce hiç karşılaşmadığım bir kurguyla küçük bir çocuk grubunun toplu uykuya dalmasıyla beklemediğimiz bir kısma atlıyoruz. Önce bu toplu uyku olayı ve Kafka'yla bölümler ilerlerken daha sonra kitaba kedilerle konuşabilen Nakata giriyor. Kitap ilerledikçe bu toplu uykudan en geç kendine gelenin Nakata olduğunu ve uyandığında hafızasına dair her şeyi kaybedip geri kalan hayatını silik, saf bir karakter olarak geçirdiğini öğreniyoruz. Bundan sonrasında kitap Nakata ve Kafka'nın öyküsünün devamıyla ikiye ayrılıyor.
Kitabı ortalarına kadar baya severek okudum çünkü gitgide güzel bir mantık çizgisine oturacağını düşünüyordum. Son bölümleri de okuyup bitirdiğimde hakkında araştırma yaparak, farklı yorumlara göz attım ama hiçbir şey bu saatten sonra benim bu kitabı sevmemi sağlayamaz. Onca olaya değiniyoruz ve bunların hiçbiri hiç bir yere varmıyor. İlk başta Nakata'nın işlediği cinayetle Kafka'yla bağının olduğu olayda babanın sakladığı kediler bir daha asla ortaya çıkmıyor. Kafka'nın Saeki Hanım'la yaşadıkları tek kelimeyle suratımı ekşitti. Murakami'nin kaleminde alıştığım kadarıyla bu kitabında da erotizmi hiç beklemediğim yerlerde sürekli göz önüne çıkarıyor ve bunu çok ham bir samimiyetle yazıyor fakat bu kitabın bahsedilen karakterlerin arasında yaş farkı ile ihtimal verilen anne-oğlan laneti sayesinde o satırları böyle "yeter" diyerek geçiştirdim. Bana sorarsanız Sahilde Kafka yetişkin kitabı vasfı taşıyor. Kitabın son kısımlarında ortaya çıkan onca şey, sonuca bağlanmayan onca soru derken sinir katsayım gitgide arttı.
Kitap baştan sona öyle abes bir çizgide ilerliyor ki bitirdiğinizde artık "bu karakter şu muydu, şu karakter bu muydu" diye düşünerek hafif bir beyin yanması yaşıyorsunuz. Çok samimi bir tavırla beğenmediğimi söylüyorum. Kitap boyunca tek sevdiğim şeylerden biri her ne kadar bana göre tırt çıksa da verdiği merak duygusuydu. Bir de Nakata'nın harika karakterini okumaktı. "Bendeniz Nakata" diye gezen bu adamı öyle sevdim ki kitapta o olmasıydı nasıl katlanılırdı hiçbir fikrim yok. Onun yanı sıra Hoşino da ayrı okunması zevkli bir karakterdi. Kafka'yı ise zerre sevmedim. Yaşına göre öyle olgun davranan bir karakter ki okurken garimsememek elde değildi. Kitap boyunca değindiği konular, tartışmalar ve ders veren paragrafları çok güzeldi. Fakat onun dışında kitapta "mantıklı bir son" namına bir şey bulamadım. Belki üzerinde uzun uzun kafa yormayı, kendinizce ihtimaller üzerinde oynamayı seviyorsanız buyurun keyifli okumalar. "Bendeniz Betül" ise bundan sonra Murakami'nin kitaplarına eski hevesimle yaklaşamayacağımı söylemeliyim.

1 yorum: